<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BLITZMAGAZIN</title>
	<atom:link href="http://blitzmagazin.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blitzmagazin.com</link>
	<description>Sohbet Keyfi Burada Yaşanır..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Sep 2010 11:42:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
		<item>
		<title>Kalp hastalığı ve kansere deva oluyor!</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/saglik/kalp-hastaligi-ve-kansere-deva-oluyor.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/saglik/kalp-hastaligi-ve-kansere-deva-oluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 11:42:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglık]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[deva]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kansere]]></category>
		<category><![CDATA[oluyor!]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3955</guid>
		<description><![CDATA[İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, ABD’nin güneyinde yetiştirilen siyah pirinçten alınan lif örneklerini analiz eden bir grup bilim
 adamı, ürüne rengini veren ve hücre yenileme, yani antioksidan özelliği kazandıran antosiyaninler açısından çok zengin olduğunu gözlemledi.

Louisiana Devlet Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmanın ekibindeki Doktor Zhimin Xu, sadece bir kaşık siyah pirinç kepeğinde dahi bir kaşık yabanmersinindekinden daha az şeker ama daha çok antosiyanin bulunduğunu söyledi. Doktor Zhimin Xu, bir zamanlar anavatanı olan Çin’de hükümdarların sofrasını süsleyen ve daha yeni yeni dünyadaki kullanımı yaygınlaşmaya başlayan siyah pirincin içerdiği lifler ve E vitamini açısından da zengin olduğunu belirtti.

Bilim adamları, bu ürünün, içerdiği zararlı molekülleri temizleyen antioksidanlar sayesinde damarların korunmasına yadımcı olabileceğinin ve kansere yol açan DNA bozulmasını önleyebileceğinin altını çizdi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blitzmagazin.com/wp-content/uploads/2010/09/kalp-hastaligi-ve-kansere-deva-oluyor-799931.jpg"><img src="http://blitzmagazin.com/wp-content/uploads/2010/09/kalp-hastaligi-ve-kansere-deva-oluyor-799931-300x211.jpg" alt="" title="kalp-hastaligi-ve-kansere-deva-oluyor--799931" width="300" height="211" class="alignnone size-medium wp-image-3956" /></a>İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, ABD’nin güneyinde yetiştirilen siyah pirinçten alınan lif örneklerini analiz eden bir grup bilim<br />
 adamı, ürüne rengini veren ve hücre yenileme, yani antioksidan özelliği kazandıran antosiyaninler açısından çok zengin olduğunu gözlemledi.</p>
<p>Louisiana Devlet Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmanın ekibindeki Doktor Zhimin Xu, sadece bir kaşık siyah pirinç kepeğinde dahi bir kaşık yabanmersinindekinden daha az şeker ama daha çok antosiyanin bulunduğunu söyledi. Doktor Zhimin Xu, bir zamanlar anavatanı olan Çin’de hükümdarların sofrasını süsleyen ve daha yeni yeni dünyadaki kullanımı yaygınlaşmaya başlayan siyah pirincin içerdiği lifler ve E vitamini açısından da zengin olduğunu belirtti.</p>
<p>Bilim adamları, bu ürünün, içerdiği zararlı molekülleri temizleyen antioksidanlar sayesinde damarların korunmasına yadımcı olabileceğinin ve kansere yol açan DNA bozulmasını önleyebileceğinin altını çizdi.<br />
<strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 5.720 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/saglik/kalp-hastaligi-ve-kansere-deva-oluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ondaki C vitamini hiç bir meyvede yok!</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/saglik/ondaki-c-vitamini-hic-bir-meyvede-yok.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/saglik/ondaki-c-vitamini-hic-bir-meyvede-yok.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 11:42:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglık]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[C]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[hiç]]></category>
		<category><![CDATA[meyvede]]></category>
		<category><![CDATA[Ondaki]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3953</guid>
		<description><![CDATA[Kırklareli Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Gıda Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadık Uçar,  yaptığı açıklamada, kızılcıktaki c vitaminin portakalın iki katı olduğunu söyledi.

Kızılcığın antioksidan içeriğinin portakala oranla daha yüksek olduğunu anlatan Uçar, "Kızılcığın ortalama C vitamini 100-120 miligram civarında. Portakalda ise ortalama 50-60 miligram civarında. Kızılcığın C vitamini oldukça yüksek. Antioksidan özelliği de C vitamininden kaynaklanıyor" dedi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blitzmagazin.com/wp-content/uploads/2010/09/ondaki-c-vitamini-hic-bir-meyvede-yok-806156.jpg"><img src="http://blitzmagazin.com/wp-content/uploads/2010/09/ondaki-c-vitamini-hic-bir-meyvede-yok-806156-300x211.jpg" alt="" title="ondaki-c-vitamini-hic-bir-meyvede-yok--806156" width="300" height="211" class="alignnone size-medium wp-image-3954" /></a>Kırklareli Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Gıda Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadık Uçar,  yaptığı açıklamada, kızılcıktaki c vitaminin portakalın iki katı olduğunu söyledi.</p>
<p>Kızılcığın antioksidan içeriğinin portakala oranla daha yüksek olduğunu anlatan Uçar, &#8220;Kızılcığın ortalama C vitamini 100-120 miligram civarında. Portakalda ise ortalama 50-60 miligram civarında. Kızılcığın C vitamini oldukça yüksek. Antioksidan özelliği de C vitamininden kaynaklanıyor&#8221; dedi.<span id="more-3953"></span>Kızılcığın vücut direncini artırarak, vücuttaki iltihaplanmayı önleyen, alerjileri azaltan, kan damarlarını güçlendirme özelliğine sahip olduğuna işaret eden Uçar, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Kızılcık ateşli hastalıklarda ve menopozdaki ateş basmalarında rahatlatıcı bir özelliği var. Beynimizdeki epifiz bezi, hava karardıktan sonra<br />
 melatonin adı verilen bir hormon salgılar. Yaşam ritmimizi ve uykumuzu bu hormona borçluyuz. Birçok bilim insanı melatonini en önemli antioksidan olarak tanımlarlar. Melatonin takviyesi günümüzdeki temel anti aging tedavilerinden birisi olmuştur. Bu hormonun doktor kontrolünde kullanımı, bağışıklık sistemini ve yaşam kalitesini etkili bir şekilde yükseltir. Melatonin ilaçlarının birçoğu kızılcıktan yapılır. Uyku sorunu yaşayanlara gece yatmadan önce bir bardak kızılcık suyu içmelerini tavsiye ederim. Kızılcık kabuğu aynı zamanda ateş düşürücü ve güçlü bir ishal kesicidir.&#8221;</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 5.080 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/saglik/ondaki-c-vitamini-hic-bir-meyvede-yok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tükürüğün bilinmeyen faydaları!</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/saglik/tukurugun-bilinmeyen-faydalari.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/saglik/tukurugun-bilinmeyen-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 11:42:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglık]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları!]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Tükürüğün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3951</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan araştırmada, insan ve fare tükürüğünde doğal olarak bulunan, morfin kadar etkili ağrı kesici özelliğe sahip "opiorfin" adlı molekülün depresyona karşı da etkili olabileceği ortaya kondu.
Opiorfin molekülünü 2006’da keşfeden Fransa’daki Pasteur Enstitüsü’nden Catherine Rougeot ve ekibi, genetiği insana yüzde 99 benzeyen fareler üzerinde deney yaparken buldukları molekülün bazı antidepresanlar kadar etkili olduğunu belirledi. Molekül üzerinde sürdürülen araştırmalarda, "opiorfin"in depresyona karşı etkili olabileceği de tespit edildi.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blitzmagazin.com/wp-content/uploads/2010/09/tukurugun-bilinmeyen-faydalari-808597.jpg"><img src="http://blitzmagazin.com/wp-content/uploads/2010/09/tukurugun-bilinmeyen-faydalari-808597-300x211.jpg" alt="" title="tukurugun-bilinmeyen-faydalari--808597" width="300" height="211" class="alignnone size-medium wp-image-3952" /></a>Yapılan araştırmada, insan ve fare tükürüğünde doğal olarak bulunan, morfin kadar etkili ağrı kesici özelliğe sahip &#8220;opiorfin&#8221; adlı molekülün depresyona karşı da etkili olabileceği ortaya kondu.<br />
Opiorfin molekülünü 2006’da keşfeden Fransa’daki Pasteur Enstitüsü’nden Catherine Rougeot ve ekibi, genetiği insana yüzde 99 benzeyen fareler üzerinde deney yaparken buldukları molekülün bazı antidepresanlar kadar etkili olduğunu belirledi. Molekül üzerinde sürdürülen araştırmalarda, &#8220;opiorfin&#8221;in depresyona karşı etkili olabileceği de tespit edildi.<br />
<span id="more-3951"></span>&#8220;Journal of Physiology and Pharmacology&#8221; adlı dergide iki makale yayımlanan bilim adamları, opiorfinin morfin kadar etkili olmasının yanı sıra, yan etkilerinin çok daha az olduğunu belirtti. Araştırmacılar ayrıca bu molekülün &#8220;imipramin&#8221; adlı antidepresan kadar etkili olduğuna ve yan etkisinin bulunmadığına dikkati çekti.</p>
<p>Bu molekül ışığında birbirine genellikle bağlı olan acı ve depresyonu aynı anda giderebilecek bir ilaç geliştirmeyi uman bilim adamları, yine de bu molekülle ilgili daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Fareler üzerinde yapılan deneyde, 1 miligram opiorfinin uyuşturucu etkisinin, kilogram başına 3 ila 6 milligramlık morfine eşit olduğu<br />
 belirlenmişti.</p>
<p>Araştırmaya imza atan Rougeot ve ekibi 2006’da opiorfinin nasıl üretildiğinin henüz gizemini koruduğunu, insandaki başka dokularda da<br />
 bulunmasının insanlarda kullanımını mümkün kılabileceğini vurgulamıştı.<br />
<strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 3.920 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/saglik/tukurugun-bilinmeyen-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp krizi riskiniz saçınızdan anlaşılıyor!</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/saglik/kalp-krizi-riskiniz-sacinizdan-anlasiliyor.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/saglik/kalp-krizi-riskiniz-sacinizdan-anlasiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 11:42:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglık]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[anlaşılıyor!]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[krizi]]></category>
		<category><![CDATA[riskiniz]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[saçınızdan]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3949</guid>
		<description><![CDATA[Kalp krizi riskinin, muhtemel krizden 6 ay önce hastanın saçlarından belirlenebileceği bildirildi.
Kanada’daki Western Ontario Üniversitesinden bilim adamlarının, bazı erkeklerin saçlarındaki stres hormonu kortizol seviyesini ölçerek yaptığı araştırma, kronik stresin kalp krizinin önemli bir tetikleyicisi olduğunu doğruladı.

Bilim adamları, bugüne dek kortizol seviyesinin idrar, kan ve tükürükten ölçüldüğünü belirterek, bu ölçümlerin, uzun vadedeki değil son saatlerdeki ya da günlerdeki stres düzeyini yansıttığını vurguladı.

Araştırmacılar, kalp krizi geçiren ve hastaneye kaldırılan 56 kişinin saç örneklerini, kalp krizi geçirmeyen 56 hasta ile karşılaştırdı. Kalp krizi geçirenlerde kortizol seviyesinin daha yüksek 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blitzmagazin.com/wp-content/uploads/2010/09/kalp-krizi-riskiniz-sacinizdan-anlasiliyor-815650.jpg"><img src="http://blitzmagazin.com/wp-content/uploads/2010/09/kalp-krizi-riskiniz-sacinizdan-anlasiliyor-815650-300x211.jpg" alt="" title="kalp-krizi-riskiniz-sacinizdan-anlasiliyor--815650" width="300" height="211" class="alignnone size-medium wp-image-3950" /></a>Kalp krizi riskinin, muhtemel krizden 6 ay önce hastanın saçlarından belirlenebileceği bildirildi.<br />
Kanada’daki Western Ontario Üniversitesinden bilim adamlarının, bazı erkeklerin saçlarındaki stres hormonu kortizol seviyesini ölçerek yaptığı araştırma, kronik stresin kalp krizinin önemli bir tetikleyicisi olduğunu doğruladı.</p>
<p>Bilim adamları, bugüne dek kortizol seviyesinin idrar, kan ve tükürükten ölçüldüğünü belirterek, bu ölçümlerin, uzun vadedeki değil son saatlerdeki ya da günlerdeki stres düzeyini yansıttığını vurguladı.</p>
<p>Araştırmacılar, kalp krizi geçiren ve hastaneye kaldırılan 56 kişinin saç örneklerini, kalp krizi geçirmeyen 56 hasta ile karşılaştırdı. Kalp krizi geçirenlerde kortizol seviyesinin daha yüksek <span id="more-3949"></span><br />
olduğu görüldü.</p>
<p>Kalp krizinin, yüksek tansiyon, kolesterol seviyesinin yüksek olması, sigara kullanımı, kalp yetmezliği gibi nedenlerden kaynaklanabileceğini belirten bilim adamları, ancak bu risklerin araştırmaya katılan her iki grupta da bulunduğunu, dolayısıyla kortizol seviyesinin kalp krizi riskinin en iyi habercisi olduğunun kanıtlandığını vurguladı.</p>
<p>&#8220;Stress&#8221; dergisinde yayımlanan makalede, bilim adamları bir sonraki adımda, aralarında kadınların da bulunduğu daha fazla grubun katılımıyla araştırmayı genişletmeyi planlıyor. Araştırmacılar, bu sonuçların doktorlara kronik stresin daha iyi anlaşılması ve kalp krizi geçirme riski olan hastaların daha iyi tedavi edilmesi imkanı sağlayabileceği görüşünde birleşiyor.</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 3.928 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/saglik/kalp-krizi-riskiniz-sacinizdan-anlasiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öldüren virüs Türkie&#8217;de!</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/saglik/olduren-virus-turkiede.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/saglik/olduren-virus-turkiede.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 11:41:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglık]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[açan]]></category>
		<category><![CDATA[açıkladı.]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[l virüsüne]]></category>
		<category><![CDATA[Ni]]></category>
		<category><![CDATA[Öldüren]]></category>
		<category><![CDATA[ölümüne]]></category>
		<category><![CDATA[rastlandığını]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[saglık]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkie]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan'da 18]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3947</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Yunanistan'da 18 kişinin ölümüne yol açan Batı Nil virüsüne Türkiye'de de rastlandığını açıkladı.Sağlık Bakanlığı, Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye’de de rastlanıldığını açıkladı.

Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nden yapılanaçıklamada, "Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye’de de rastlanılmıştır" denildi. Konuyla ilgili olarak bugün Bilim Kurulu ve Bakanlık yetkililerinin katılacağı basın toplantısı yapılacak.


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://blitzmagazin.com/wp-content/uploads/2010/09/olduren-virus-turkie-de-815887.jpg"><img src="http://blitzmagazin.com/wp-content/uploads/2010/09/olduren-virus-turkie-de-815887-300x211.jpg" alt="" title="olduren-virus-turkie-de--815887" width="300" height="211" class="alignnone size-medium wp-image-3948" /></a>Sağlık Bakanlığı Yunanistan&#8217;da 18 kişinin ölümüne yol açan Batı Nil virüsüne Türkiye&#8217;de de rastlandığını açıkladı.Sağlık Bakanlığı, Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye’de de rastlanıldığını açıkladı.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nden yapılanaçıklamada, &#8220;Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye’de de rastlanılmıştır&#8221; denildi. Konuyla ilgili olarak bugün Bilim Kurulu ve Bakanlık yetkililerinin katılacağı basın toplantısı yapılacak.<span id="more-3947"></span>YUNANİSTAN&#8217;DA 18 ÖLÜ</p>
<p> Yunanistan’da geçen ay ortaya çıkan Batı Nil virüsü nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 18’e ulaştığı bildirildi.</p>
<p>Yerel basında yer alan haberlerde, Batı Nil Virüsünün bulaştığı tespit edilenlerin sayısının 177 olduğu, hastanelerde 9 hastanın yoğun bakım ünitelerinde tutulduğu açıklandı. Özellikle Yunanistan’ın kuzeyinde görülen vakalarda hayatını kaybedenlerin büyük bölümünü 70 yaş üstü hastalar oluşturuyor.</p>
<p>Yaygın olarak ateş, baş ve kas ağrıları, iştah kaybı, bulantı, kusma, ishal, ciltte kızarıklık, lenf bezlerinin şişmesi gibi belirtiler gösteren Batı Nil virüsü, sivrisinekler aracılığıyla memelilere bulaşıyor. Kan yoluyla, organ ve doku nakliyle de bulaşan virüs, normal koşullarda kendini göstermiyor ve çoğu zaman farkına varılmadan atlatılıyor.</p>
<p>Yaşlılar, çocuklar, hamileler ve AIDS hastaları gibi bağışıklık sistemi zayıf olanlarda beyin iltihaplanmasına ya da beyni ve omuriliği çevreleyen zarlarda iltihaplanmaya yol açabiliyor.</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 3.918 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/saglik/olduren-virus-turkiede.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÜÇ HİKÂYE &#8211; ÜÇ DERS &#8211; BİR SÖZ&#8230;</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/uc-hikaye-uc-ders-bir-soz.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/uc-hikaye-uc-ders-bir-soz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 22:20:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[BİR SÖZ...]]></category>
		<category><![CDATA[ÜÇ DERS]]></category>
		<category><![CDATA[ÜÇ HİKÂYE]]></category>
		<category><![CDATA[ÜÇ HİKÂYE - ÜÇ DERS - BİR SÖZ...]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3943</guid>
		<description><![CDATA[1.Hikâye
Kavak Ağacı ile Kabak


Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1.Hikâye<br />
Kavak Ağacı ile Kabak</p>
<p>Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:</p>
<p>-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?</p>
<p>-On yılda, demiş kavak.</p>
<p>-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.</p>
<p>-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!<span id="more-3943"></span></p>
<p>-Doğru, demiş kavak.</p>
<p>Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:</p>
<p>-Neler oluyor bana ağaç?</p>
<p>-Ölüyorsun, demiş kavak.</p>
<p>-Niçin?</p>
<p>-Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.</p>
<p>1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir.  Her işte alın teri ve emek şarttır.</p>
<p>2. Hikâye</p>
<p>En iyi Buğday</p>
<p>Her yıl yapılan &#8216;en iyi buğday&#8217; yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:</p>
<p>-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.</p>
<p>-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,</p>
<p>-Neden olmasın, dedi çiftçi.</p>
<p>-Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.</p>
<p>2. Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.</p>
<p>3. Hikâye</p>
<p>Geleceğini biliyordum&#8230;</p>
<p>Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,</p>
<p>-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür. Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.</p>
<p>Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;</p>
<p>-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.</p>
<p>-Değdi, dedi, gözleri dolarak, -değdi&#8230;</p>
<p>-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?</p>
<p>-Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.</p>
<p>Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:</p>
<p>-Geleceğini biliyordum&#8230; Geleceğini biliyordum&#8230;</p>
<p>  3. Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.</p>
<p>&#8216;Her sabah Afrika&#8217;da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.</p>
<p>Her sabah Afrika&#8217;da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.</p>
<p>Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur.&#8217;    (Afrika Atasözü )</p>
<p>Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar. Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer. Ancak öykünün uzun olması değil, iyi olması önemlidir<br />
<strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.729 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/uc-hikaye-uc-ders-bir-soz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PEYGAMBER&#8217;E SAYGI</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/peygambere-saygi.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/peygambere-saygi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[PEYGAMBER'E]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[SAYGI sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3927</guid>
		<description><![CDATA[ Hz. Ömer Efendimiz, bir gün Cuma namazına giderken yanından geçtiği bir evin damından üzerine kan damlar. O da üzerine kan damlayan oluğu söker, atar. Evine gider. Elbisesini değiştirip, tekrar yetişir. Namaz kıldırıp, hutbesini irad ettikten sonra, "Cemaat, mü'minlere eziyet ediyorsunuz!" diyerek hadiseyi anlatır ve "Ben de o oluğu söküp attım!" der. O, sözünü bitirir bitirmez, caminin içerisinde, "Ya Ömer, sen ne yaptın?" diye feryat eden bir ses duyulur. Bu sözü söyleyen, Hz. Ömer'in çok sevdiği arkadaşı, "Allah'ım! Bu peygamberin amcasının elidir, o el hürmetine bize yağmur ver!" dediği Hz. Abbas'tır. Ayağa kalkmıştır. "Ya Ömer! O dam benim damımdı. O oluğu da oraya Hz. Muhammed (s.a.v.) kendi elleri ile yerleştirmişti. Sen ne yaptın?" demektedir. Ömer Efendimiz'in de, "O koymuştu." sözünü duyduğu anda, dizlerinin bağı çözülür ve adeta yıkılır. Der ki: "Ya Abbas, ben gidip o damın dibinde başımı yere koyacağım ve sen de benim başıma basarak o oluğu tekrar yerine koyacaksın. Sen o oluğu yerine koymadan ben bu başımı yerden kaldıramam." Ve paslı oluk yerine konur.

* * *

   Hz. Muhammed (sav.) ashabı içerisinde bu denli seviliyor, geride bıraktığı asarına karşı bu denli saygı duyuluyordu. Onlar bize böyle bir sevgiyi ders verirken, Onun eliyle yerleştirdiği paslı oluğun yerinden kaldırılması gibi bir meselede bile, İran'lıyı ve Bizanslıyı dize getiren Hz. Ömer yerlere yıkılırken, bizler Efendimiz'in sinelerden sökülmesi, ahlakının unutturulması karşısında aynı hassasiyetin yüzde birini gösterememekteyiz. O ufku yakaladığımız gün, dünyada da ukbada da aynı izzete ereceğiz demektir.


KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 28-29

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Hz. Ömer Efendimiz, bir gün Cuma namazına giderken yanından geçtiği bir evin damından üzerine kan damlar. O da üzerine kan damlayan oluğu söker, atar. Evine gider. Elbisesini değiştirip, tekrar yetişir. Namaz kıldırıp, hutbesini irad ettikten sonra, &#8220;Cemaat, mü&#8217;minlere eziyet ediyorsunuz!&#8221; diyerek hadiseyi anlatır ve &#8220;Ben de o oluğu söküp attım!&#8221; der. O, sözünü bitirir bitirmez, caminin içerisinde, &#8220;Ya Ömer, sen ne yaptın?&#8221; diye feryat eden bir ses duyulur. Bu sözü söyleyen, Hz. Ömer&#8217;in çok sevdiği arkadaşı, &#8220;Allah&#8217;ım! Bu peygamberin amcasının elidir, o el hürmetine bize yağmur ver!&#8221; dediği Hz. Abbas&#8217;tır. Ayağa kalkmıştır. &#8220;Ya Ömer! O dam benim damımdı. O oluğu da oraya Hz. Muhammed (s.a.v.) kendi elleri ile yerleştirmişti. Sen ne yaptın?&#8221; demektedir. Ömer Efendimiz&#8217;in de, &#8220;O koymuştu.&#8221; sözünü duyduğu anda, dizlerinin bağı çözülür ve adeta yıkılır. Der ki: &#8220;Ya Abbas, ben gidip o damın dibinde başımı yere koyacağım ve sen de benim başıma basarak o oluğu tekrar yerine koyacaksın. Sen o oluğu yerine koymadan ben bu başımı yerden kaldıramam.&#8221; Ve paslı oluk yerine konur.</p>
<p>* * *</p>
<p>   Hz. Muhammed (sav.) ashabı içerisinde bu denli seviliyor, geride bıraktığı asarına karşı bu denli saygı duyuluyordu. Onlar bize böyle bir sevgiyi ders verirken, Onun eliyle yerleştirdiği paslı oluğun yerinden kaldırılması gibi bir meselede bile, İran&#8217;lıyı ve Bizanslıyı dize getiren Hz. Ömer yerlere yıkılırken, bizler Efendimiz&#8217;in sinelerden sökülmesi, ahlakının unutturulması karşısında aynı hassasiyetin yüzde birini gösterememekteyiz. O ufku yakaladığımız gün, dünyada da ukbada da aynı izzete ereceğiz demektir.</p>
<p>KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 28-29</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.765 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/peygambere-saygi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOĞRULUĞUN SONU BÖYLE OLUR</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/dogrulugun-sonu-boyle-olur.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/dogrulugun-sonu-boyle-olur.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Böyle]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞRULUĞUN]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[SONU]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3926</guid>
		<description><![CDATA[ Adam, Harem-i Şerif'in kapısında hep aynı duayı okuyordu:
    - Ey doğrulara yardım eden, haramdan kaçınanları koruyan!..
    Ona 'Sen başka dua bilmez misin?' dediler. O şöyle açıklama yaptı bu duayı tekrar etme sebebi olarak:
    - Ben Beyt-i Şerif'i tavaf ederken ayağıma takılan şeyi eğilip aldım. Bir de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese. Şeytanımla imanım mücadeleye tutuştular. 'Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını karşılar.' dedi şeytanım.
    İmanım ise, 'Bu haramdır, boşuna saklama, sahibini bul, teslim et.' dedi. Ben böyle mücadele içinde iken birinin sesi duyuldu.
    - Burada içinde bin altınım bulunan kesem kaybolmuştur. Kim buldu ise versin, ona otuz altın müjde vereyim.
    Bin haramdan, otuz helal hayırlıdır, diyerek keseyi sahibine teslim ettim. O da bana otuz altın verdi. Bunu alıp bakırcılar çarşısında gezerken bir Arap kölenin bu paraya satıldığını görünce hemen satın aldım. Bir müddet sonra bu kölenin yanına bir kısım Araplar gelip gizlice konuşmaya başladırlar. Köleden ne konuştuklarını sordum. Saklamayıp aynen anlattı:
    - Ben Mağrip sultanının oğluyum. Babam, Habeş melikiyle cenk edip savaşı kaybetti, beni de esir alıp buralarda sattılar. Babam bunları göndermiş, elli bin altın da vermiş ki, beni satın alıp götürsünler. Sen bana çok iyilik ettin, kendi evladın gibi baktın. Bundan dolayı memnun oldum. Bunlar beni satın alacaklar sakın az altına razı olma, elli bin altına sat beni.
    Dediği gibi oldu. Elli bin altına sattım köleyi. Bu kadar büyük sermaye ile bir kısım mallar alıp Bağdat'a gittim. Orada açtığım dükkanda mallarımı satıyordum. Bir tanıdığım gelip, 'Meşhur tüccar dostum vefat etti, ay gibi güzel kızcağızı yetim kaldı gel bunu sana alalım.' dedi. Ben de kabul ettim. Çeyiz olarak birtakım tabakların üzerinde içi altın dolu keseler vardı. Hepsinin üzerinde de biner altın yazılı iken birinin üzerinde dokuz yüz yetmiş altın yazılıydı. Bunun sebebini sorduğumda kızcağız dedi ki:
    - Babam bu keseyi Harem-i Şerif'te kaybetmiş, bulan bir helalzade keseyi verince otuz altını ona müjde vermiş, geride kalan altındır içindeki.
    Bunun üzerine ben Allah'a hamd ve şükürde bulundum, bunlar hep doğruluğun, iyiliğin bereketi, diyerek olayı kızcağıza anlattım. Mutluluğumuz daha da perçinlenmiş oldu!...

KAYNAK: Şahin, Ahmed, Yaşanmış Örnekleriyle Aradığımız İslam, Zaman Cep Kitapları 3, Feza Gazetecilik, İstanbul 2001

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Adam, Harem-i Şerif&#8217;in kapısında hep aynı duayı okuyordu:<br />
    &#8211; Ey doğrulara yardım eden, haramdan kaçınanları koruyan!..<br />
    Ona &#8216;Sen başka dua bilmez misin?&#8217; dediler. O şöyle açıklama yaptı bu duayı tekrar etme sebebi olarak:<br />
    &#8211; Ben Beyt-i Şerif&#8217;i tavaf ederken ayağıma takılan şeyi eğilip aldım. Bir de baktım ki, içinde bin altın bulunan bir kese. Şeytanımla imanım mücadeleye tutuştular. &#8216;Bin altın çok para, senin bütün ihtiyaçlarını karşılar.&#8217; dedi şeytanım.<br />
    İmanım ise, &#8216;Bu haramdır, boşuna saklama, sahibini bul, teslim et.&#8217; dedi. Ben böyle mücadele içinde iken birinin sesi duyuldu.<br />
    &#8211; Burada içinde bin altınım bulunan kesem kaybolmuştur. Kim buldu ise versin, ona otuz altın müjde vereyim.<br />
    Bin haramdan, otuz helal hayırlıdır, diyerek keseyi sahibine teslim ettim. O da bana otuz altın verdi. Bunu alıp bakırcılar çarşısında gezerken bir Arap kölenin bu paraya satıldığını görünce hemen satın aldım. Bir müddet sonra bu kölenin yanına bir kısım Araplar gelip gizlice konuşmaya başladırlar. Köleden ne konuştuklarını sordum. Saklamayıp aynen anlattı:<br />
    &#8211; Ben Mağrip sultanının oğluyum. Babam, Habeş melikiyle cenk edip savaşı kaybetti, beni de esir alıp buralarda sattılar. Babam bunları göndermiş, elli bin altın da vermiş ki, beni satın alıp götürsünler. Sen bana çok iyilik ettin, kendi evladın gibi baktın. Bundan dolayı memnun oldum. Bunlar beni satın alacaklar sakın az altına razı olma, elli bin altına sat beni.<br />
    Dediği gibi oldu. Elli bin altına sattım köleyi. Bu kadar büyük sermaye ile bir kısım mallar alıp Bağdat&#8217;a gittim. Orada açtığım dükkanda mallarımı satıyordum. Bir tanıdığım gelip, &#8216;Meşhur tüccar dostum vefat etti, ay gibi güzel kızcağızı yetim kaldı gel bunu sana alalım.&#8217; dedi. Ben de kabul ettim. Çeyiz olarak birtakım tabakların üzerinde içi altın dolu keseler vardı. Hepsinin üzerinde de biner altın yazılı iken birinin üzerinde dokuz yüz yetmiş altın yazılıydı. Bunun sebebini sorduğumda kızcağız dedi ki:<br />
    &#8211; Babam bu keseyi Harem-i Şerif&#8217;te kaybetmiş, bulan bir helalzade keseyi verince otuz altını ona müjde vermiş, geride kalan altındır içindeki.<br />
    Bunun üzerine ben Allah&#8217;a hamd ve şükürde bulundum, bunlar hep doğruluğun, iyiliğin bereketi, diyerek olayı kızcağıza anlattım. Mutluluğumuz daha da perçinlenmiş oldu!&#8230;</p>
<p>KAYNAK: Şahin, Ahmed, Yaşanmış Örnekleriyle Aradığımız İslam, Zaman Cep Kitapları 3, Feza Gazetecilik, İstanbul 2001</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.767 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/dogrulugun-sonu-boyle-olur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAK YOLA GETİREN İKİ SÖZ</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/hak-yola-getiren-iki-soz.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/hak-yola-getiren-iki-soz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[GETİREN İKİ]]></category>
		<category><![CDATA[Hak]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[Söz]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[YOLA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3924</guid>
		<description><![CDATA[Büyük erenlerden Hasan Basrî, bir gün arkadaşlarıyla birlikte yolda giderken memleketinin tanınmış devlet büyüklerinden birinin oğlu ile karşılaşır. Devlet büyüğünün oğlu yağız atının üzerine kurulmuş, beraberinde de hizmetçileri, bütün sükse ve ihtişamıyla yoluna devam etmektedir.
    Hasan Basrî yolun ortasında durarak hoş beşten sonra devlet büyüğünün oğluna şöyle seslenir: "Ey devlet büyüğünün oğlu!.. Sizler her şeyi mal ve para ile değerlendirirsiniz. Size şu iki sözü satmak istiyorum, alır mısınız? Çünkü bu sözleri size benden başka kimse söylemeye cesaret edemeyecektir. Sonra bu sözler sizi aydınlık Allah yoluna sokacaktır."
    Devlet büyüğünün oğlu, "Peki kaça satacaksınız?" deyince Hasan Basrî, "Birincisini bir, ikincisini de iki gümüş para karşılığında veririm." diye karşılık verdi. "Evet, alırım" deyince de ilk sözünü söylemeye koyulur ve şöyle der: "Ey devlet büyüğünün oğlu!.. Senin evin var mı?" diye sorar. "Var" cevabını alınca da, "Kendin mi yaptırdın, yoksa miras mı kaldı?" diye sorar.
    Devlet büyüğünün oğlu, "kendim yaptırdım" diye cevap verir. "Ne kadar zaman içinde yaptırdın?" sorusuna ise, "Epey uzun sürdü" karşılığını verir. "Neden her imkana sahip olduğun halde çabuk bitirmedin?" deyince de, "Binanın taşlarını, ağaçlarını taşıyan hayvanlara acıdığım için fazla yük vurdurtmadım. İşte o yüzden de binayı kısa zamanda inşa etmek mümkün olmadı." der.
    Ardından sözü alan Hasan Basrî şöyle konuşur: "Ey devlet büyüğünün oğlu!.. Madem ki başkalarının hayvanlarına acıyarak fazla yük taşıtmaya razı olmuyorsun, neden öz nefsine acımayıp da onu dağlar kadar günah yığını altında eziyorsun?"
    Bu sözler devlet büyüğünün oğlu üzerinde büyük tesir yapar. Atından inerek Allah dostu Hasan Basri'nin ellerine kapanır. Ardından da sabırsızlıkla "iki gümüşü hemen vereceğim, şu ikinci sözünü de hemen söyle" diye yalvarır. Daha sonra Hasan Basrî ikinci sözünü söylemeye koyularak şöyle der:
    "Yola koyulmuş böyle nereye gidiyorsunuz?" diye sorar. "Devlet reisine, bir memurluk almak için gidiyorum" cevabını alınca, "Bak en değerli elbiseni giymiş, en enfes kokuları sürünmüşsün. Neden? Çünkü devlet reisi ve maiyetinde çalışanlara karşı mahcup olmak istemiyorsun. Halbuki onlar da senin, benim gibi birer insan değil mi? Şimdi sana sormak isterim. Yarın ölüp öbür dünyayı boyladığında omurlarında taşıdığın bu kadar ağır günahlarınla ve kirli alınla peygamberler ve gerçek mü'minler arasında Allah'a karşı hesap verirken utanmayacak mısın?"
    Bu sözlerin de son derece derin etkisi altında kalan devlet büyüğünün oğlu atını hizmetçisine verdiği gibi hemen Hasan Basrî'nin ellerine sarılarak artık bütün dünyalık nimetleri teper ve ölünceye kadar bu büyük zatın safında Allah'a ibadet etmeye karar verir.

    Yüce Allah (c.c.) cümlemizi hak sözleri dinleyip de gereğini yerine getiren haksever kullarından eylesin, amin...
    - Senaniye -

KAYNAK: Ermişlerden Osman Efendi, Seçme Dini Hikayeler, Seda Yayınları, İstanbul 2000, s. 139-141

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük erenlerden Hasan Basrî, bir gün arkadaşlarıyla birlikte yolda giderken memleketinin tanınmış devlet büyüklerinden birinin oğlu ile karşılaşır. Devlet büyüğünün oğlu yağız atının üzerine kurulmuş, beraberinde de hizmetçileri, bütün sükse ve ihtişamıyla yoluna devam etmektedir.<br />
    Hasan Basrî yolun ortasında durarak hoş beşten sonra devlet büyüğünün oğluna şöyle seslenir: &#8220;Ey devlet büyüğünün oğlu!.. Sizler her şeyi mal ve para ile değerlendirirsiniz. Size şu iki sözü satmak istiyorum, alır mısınız? Çünkü bu sözleri size benden başka kimse söylemeye cesaret edemeyecektir. Sonra bu sözler sizi aydınlık Allah yoluna sokacaktır.&#8221;<br />
    Devlet büyüğünün oğlu, &#8220;Peki kaça satacaksınız?&#8221; deyince Hasan Basrî, &#8220;Birincisini bir, ikincisini de iki gümüş para karşılığında veririm.&#8221; diye karşılık verdi. &#8220;Evet, alırım&#8221; deyince de ilk sözünü söylemeye koyulur ve şöyle der: &#8220;Ey devlet büyüğünün oğlu!.. Senin evin var mı?&#8221; diye sorar. &#8220;Var&#8221; cevabını alınca da, &#8220;Kendin mi yaptırdın, yoksa miras mı kaldı?&#8221; diye sorar.<br />
    Devlet büyüğünün oğlu, &#8220;kendim yaptırdım&#8221; diye cevap verir. &#8220;Ne kadar zaman içinde yaptırdın?&#8221; sorusuna ise, &#8220;Epey uzun sürdü&#8221; karşılığını verir. &#8220;Neden her imkana sahip olduğun halde çabuk bitirmedin?&#8221; deyince de, &#8220;Binanın taşlarını, ağaçlarını taşıyan hayvanlara acıdığım için fazla yük vurdurtmadım. İşte o yüzden de binayı kısa zamanda inşa etmek mümkün olmadı.&#8221; der.<br />
    Ardından sözü alan Hasan Basrî şöyle konuşur: &#8220;Ey devlet büyüğünün oğlu!.. Madem ki başkalarının hayvanlarına acıyarak fazla yük taşıtmaya razı olmuyorsun, neden öz nefsine acımayıp da onu dağlar kadar günah yığını altında eziyorsun?&#8221;<br />
    Bu sözler devlet büyüğünün oğlu üzerinde büyük tesir yapar. Atından inerek Allah dostu Hasan Basri&#8217;nin ellerine kapanır. Ardından da sabırsızlıkla &#8220;iki gümüşü hemen vereceğim, şu ikinci sözünü de hemen söyle&#8221; diye yalvarır. Daha sonra Hasan Basrî ikinci sözünü söylemeye koyularak şöyle der:<br />
    &#8220;Yola koyulmuş böyle nereye gidiyorsunuz?&#8221; diye sorar. &#8220;Devlet reisine, bir memurluk almak için gidiyorum&#8221; cevabını alınca, &#8220;Bak en değerli elbiseni giymiş, en enfes kokuları sürünmüşsün. Neden? Çünkü devlet reisi ve maiyetinde çalışanlara karşı mahcup olmak istemiyorsun. Halbuki onlar da senin, benim gibi birer insan değil mi? Şimdi sana sormak isterim. Yarın ölüp öbür dünyayı boyladığında omurlarında taşıdığın bu kadar ağır günahlarınla ve kirli alınla peygamberler ve gerçek mü&#8217;minler arasında Allah&#8217;a karşı hesap verirken utanmayacak mısın?&#8221;<br />
    Bu sözlerin de son derece derin etkisi altında kalan devlet büyüğünün oğlu atını hizmetçisine verdiği gibi hemen Hasan Basrî&#8217;nin ellerine sarılarak artık bütün dünyalık nimetleri teper ve ölünceye kadar bu büyük zatın safında Allah&#8217;a ibadet etmeye karar verir.</p>
<p>    Yüce Allah (c.c.) cümlemizi hak sözleri dinleyip de gereğini yerine getiren haksever kullarından eylesin, amin&#8230;<br />
    &#8211; Senaniye -</p>
<p>KAYNAK: Ermişlerden Osman Efendi, Seçme Dini Hikayeler, Seda Yayınları, İstanbul 2000, s. 139-141</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.799 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/hak-yola-getiren-iki-soz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>RUM ELÇİSİ</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/rum-elcisi.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/rum-elcisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[ELÇİSİ sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[RUM]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3923</guid>
		<description><![CDATA[Rum elçisi, Medine-i Münevvere'ye siyasi bir görüşme için gelir. Halife Hz. Ömer'in sarayını sorar. Sorduğu kimseler:
    "Halife'nin köşkü yoktur. Onun parlak bir gönül sarayı vardır. Kendisinin dünyaya aid yalnız, fakirlerin ve gariblerin barındığı gibi bir kulübesi vardır." derler.
    Rum elçisinin bu sözler üzerine dehşeti ve hayreti artar. Yükünü, atını, hediyelerini başıboş bırakır. Hz. Ömer Farûk' aramaya koyulur. Her tarafta Halife'yi sorar. Hayretle kendi kendine:
    "Demek dünyada böyle bir hükümdar var ki, aynı rûh gibi, etrafın nazarından gizli kalıyor!..." diye mırıldanır Halife'ye ram olmak için, O'nu aramaya devam eder...
    Bir Arap kadın:
    "İşte senin aradığın Halife, şu hurma ağacının altındadır! Herkes yatakta, döşekte yatarken; O, bunların zıddı olan kumların üzerindedir! Git de, hurma ağacının gölgesinde yatan zıll-i ilahi'yi (Hakk'ın gölgesini) gör!..." der.
    Uyumakta olan Hz. Ömer'den elçiye heybet ve ruhuna hoş bir hal gelir. Elçi, muhabbet ve heybet, birbirinin zıddı iki haslet olduğu halde, bu tezadın kendi ruhunda nasıl birleştiğine hayret eder. Kendi kendine;
    "Ben imparator görmüş ve onların nezdinde takdir toplamış bir kimseyim! Onlarda hiçbir heybet görmediğim halde, bu kişinin heybet ve muhabbeti şuûrumu izale etti."
    "Bu Halife, silahsız, müdafaasız yerde yatıyor ve uyuyor. Ben ise, karşısında bütün bedenim ile titriyorum! Bu hal nedir? Bu hal neyin nesidir? Demek ki bu heybet, Hakk'ındır. Şu aba giyen kimsenin değildir!.." der.
    Rum elçisi, böyle ruhi ihtilaçlar (çalkantılar) yaşarken, Hz. Ömer (ra) uykudan uyanır. Rum elçisi, Hz. Ömer'e ta'zim ile selam verir. Halife selam mukabele eder. Ondan sonra yüreği oynamış elçiyi can sarayına alır; huzura kavuşturur. Virane olmuş gönlünü tamir eder. Ona, ince, derin, esrarlı sözler söyler.
    Elçi, hal ve makam müşahede eder.
    Hz. Ömer'e ağyâr (yabancı) suretinde gelen elçi, yar olur. Bu sohbetin neşvesiyle kendinden geçer. Hatırında ne elçilik, ne de bir haber verip almak kalır...

KAYNAK: TOPBAŞ, Osman Nuri, Mesnevi Bahçesinden Bir Testi Su, Erkam Yayınları Altınoluk Dizisi 20, s. 146-147

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rum elçisi, Medine-i Münevvere&#8217;ye siyasi bir görüşme için gelir. Halife Hz. Ömer&#8217;in sarayını sorar. Sorduğu kimseler:<br />
    &#8220;Halife&#8217;nin köşkü yoktur. Onun parlak bir gönül sarayı vardır. Kendisinin dünyaya aid yalnız, fakirlerin ve gariblerin barındığı gibi bir kulübesi vardır.&#8221; derler.<br />
    Rum elçisinin bu sözler üzerine dehşeti ve hayreti artar. Yükünü, atını, hediyelerini başıboş bırakır. Hz. Ömer Farûk&#8217; aramaya koyulur. Her tarafta Halife&#8217;yi sorar. Hayretle kendi kendine:<br />
    &#8220;Demek dünyada böyle bir hükümdar var ki, aynı rûh gibi, etrafın nazarından gizli kalıyor!&#8230;&#8221; diye mırıldanır Halife&#8217;ye ram olmak için, O&#8217;nu aramaya devam eder&#8230;<br />
    Bir Arap kadın:<br />
    &#8220;İşte senin aradığın Halife, şu hurma ağacının altındadır! Herkes yatakta, döşekte yatarken; O, bunların zıddı olan kumların üzerindedir! Git de, hurma ağacının gölgesinde yatan zıll-i ilahi&#8217;yi (Hakk&#8217;ın gölgesini) gör!&#8230;&#8221; der.<br />
    Uyumakta olan Hz. Ömer&#8217;den elçiye heybet ve ruhuna hoş bir hal gelir. Elçi, muhabbet ve heybet, birbirinin zıddı iki haslet olduğu halde, bu tezadın kendi ruhunda nasıl birleştiğine hayret eder. Kendi kendine;<br />
    &#8220;Ben imparator görmüş ve onların nezdinde takdir toplamış bir kimseyim! Onlarda hiçbir heybet görmediğim halde, bu kişinin heybet ve muhabbeti şuûrumu izale etti.&#8221;<br />
    &#8220;Bu Halife, silahsız, müdafaasız yerde yatıyor ve uyuyor. Ben ise, karşısında bütün bedenim ile titriyorum! Bu hal nedir? Bu hal neyin nesidir? Demek ki bu heybet, Hakk&#8217;ındır. Şu aba giyen kimsenin değildir!..&#8221; der.<br />
    Rum elçisi, böyle ruhi ihtilaçlar (çalkantılar) yaşarken, Hz. Ömer (ra) uykudan uyanır. Rum elçisi, Hz. Ömer&#8217;e ta&#8217;zim ile selam verir. Halife selam mukabele eder. Ondan sonra yüreği oynamış elçiyi can sarayına alır; huzura kavuşturur. Virane olmuş gönlünü tamir eder. Ona, ince, derin, esrarlı sözler söyler.<br />
    Elçi, hal ve makam müşahede eder.<br />
    Hz. Ömer&#8217;e ağyâr (yabancı) suretinde gelen elçi, yar olur. Bu sohbetin neşvesiyle kendinden geçer. Hatırında ne elçilik, ne de bir haber verip almak kalır&#8230;</p>
<p>KAYNAK: TOPBAŞ, Osman Nuri, Mesnevi Bahçesinden Bir Testi Su, Erkam Yayınları Altınoluk Dizisi 20, s. 146-147</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.786 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/rum-elcisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİZİN YANLIŞINIZI DÜZELTECEK ADAM ANASINDAN DOĞMAMIŞ MI?</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/sizin-yanlisinizi-duzeltecek-adam-anasindan-dogmamis-mi.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/sizin-yanlisinizi-duzeltecek-adam-anasindan-dogmamis-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[Adam]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[ANASINDAN]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞMAMIŞ]]></category>
		<category><![CDATA[DÜZELTECEK]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Mı?]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[SİZİN]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[YANLIŞINIZI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3921</guid>
		<description><![CDATA[Bir gece Medine sokaklarında Halife Hazreti Ömer ve Abdurrahman bin Avf hazretleri gezerken bir evin içinden karışık seslerin geldiğini duyarlar. Biraz yaklaşınca sorar Halife:
    - Ey Abdurrahman, bu evin kime ait olduğunu biliyor musun?
    Abdurrahman bin Avf, "Bilmiyorum" der. Şöyle açıklama yapar.
    - Burası Rebi'a bin Ümeyye'nin evidir. İçindekiler de sarhoşlar, içmişler bağırıp çağırışıyorlar. Ne dersin, bunlara ne türlü bir ceza uygulayalım? Gecenin bu saatinde  bu haldeler...
    Abdurrahman bin Avf der ki:
    - Bana kalırsa ceza uygulanacaklar onlar değil, biziz!
    İrkilir Halife.
    - Neden? diye sorar. Şöyle izah eder büyük sahabe:
    - Allahü Azimüşşan 'İnsanların gizli ayıplarını araştırmayınız' buyuruyor. Biz ise gecenin bu saatinde evinin içindeki ayıplarını araştırıp meydana çıkarmakla meşgulüz. Aslında cezalık işi biz yapıyoruz demektir!
    Bunun üzerine düşünmeye başlayan Halife, elini Abdurrahman bin Avf'in eline uzatarak der ki:
    - Tut şu elimden de bir an evvel buradan uzaklaşalım; yoksa biz onlara değil, onlar biz ceza isteyebilirler.
    Oradan hızla uzaklaşırken de söylenmekten kendini alamaz Halife!
    - Allah insanları doğru düşünen dostlardan mahrum etmesin. Kimseyi de kendi kanaatinde ısrarcı eylemesin. Kendi kanaatini dostlarına kontrol ettirmek, daha doğrsunu duyunca da hemen kabul etmek ne güzeldir!

KAYNAK: Şahin, Ahmed, Yaşanmış Örnekleriyle Aradığımız İslam, Zaman Cep Kitapları, 3, Feza Gazetecilik, İstanbul 2001

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gece Medine sokaklarında Halife Hazreti Ömer ve Abdurrahman bin Avf hazretleri gezerken bir evin içinden karışık seslerin geldiğini duyarlar. Biraz yaklaşınca sorar Halife:<br />
    &#8211; Ey Abdurrahman, bu evin kime ait olduğunu biliyor musun?<br />
    Abdurrahman bin Avf, &#8220;Bilmiyorum&#8221; der. Şöyle açıklama yapar.<br />
    &#8211; Burası Rebi&#8217;a bin Ümeyye&#8217;nin evidir. İçindekiler de sarhoşlar, içmişler bağırıp çağırışıyorlar. Ne dersin, bunlara ne türlü bir ceza uygulayalım? Gecenin bu saatinde  bu haldeler&#8230;<br />
    Abdurrahman bin Avf der ki:<br />
    &#8211; Bana kalırsa ceza uygulanacaklar onlar değil, biziz!<br />
    İrkilir Halife.<br />
    &#8211; Neden? diye sorar. Şöyle izah eder büyük sahabe:<br />
    &#8211; Allahü Azimüşşan &#8216;İnsanların gizli ayıplarını araştırmayınız&#8217; buyuruyor. Biz ise gecenin bu saatinde evinin içindeki ayıplarını araştırıp meydana çıkarmakla meşgulüz. Aslında cezalık işi biz yapıyoruz demektir!<br />
    Bunun üzerine düşünmeye başlayan Halife, elini Abdurrahman bin Avf&#8217;in eline uzatarak der ki:<br />
    &#8211; Tut şu elimden de bir an evvel buradan uzaklaşalım; yoksa biz onlara değil, onlar biz ceza isteyebilirler.<br />
    Oradan hızla uzaklaşırken de söylenmekten kendini alamaz Halife!<br />
    &#8211; Allah insanları doğru düşünen dostlardan mahrum etmesin. Kimseyi de kendi kanaatinde ısrarcı eylemesin. Kendi kanaatini dostlarına kontrol ettirmek, daha doğrsunu duyunca da hemen kabul etmek ne güzeldir!</p>
<p>KAYNAK: Şahin, Ahmed, Yaşanmış Örnekleriyle Aradığımız İslam, Zaman Cep Kitapları, 3, Feza Gazetecilik, İstanbul 2001</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.806 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/sizin-yanlisinizi-duzeltecek-adam-anasindan-dogmamis-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UN HALİNE DÖNEN KUM TANELERİ</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/un-haline-donen-kum-taneleri.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/un-haline-donen-kum-taneleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[DÖNEN]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[HALİNE]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[KUM]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[TANELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[UN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3920</guid>
		<description><![CDATA[Allah erenlerinden Dinar oğlu Malik devrinde iki kardeş yaşamaktadır. Bu iki kardeşten biri yetmiş, diğeri de tam otuzbeş yıl ateşe taparak hiçbir muratlarına kavuşamadığını anlayan küçük kardeş bir gün ağabeyine dert yanar, der ki: "Ağabeyciğim!... Bu kadar yıldır ateşi ilah bilerek ona tapındık. Fakat bakıyorum ki hiçbir dileğimize erişemedik. O yüzden bende ateşin ilah olmadığına dair bir şüphe uyandı. Bu şüphemde haklı olup olmadığımı araştırmak için seninle bir denemeye girişelim. Eğer ateş başkalarını yaktığı gibi bizi de yakarsa, kendisine bir daha asla tapınmayalım. Yok eğer yakmazsa ölünceye kadar ilahlığına iman ederek ibadetten geri durmayalım."
    Bu karardan sonra iki kardeş bir ateş yakarlar. Küçüğün büyüğüne "Ateşe ilk önce elimizi hangimiz uzatacağız. Sen mi yoksa ben mi?" diye sorar. Ağabeyi, "Sen uzatacaksın" deyince küçük kardeş elini hemen ateşe yaklaştırır. Bakar ki ateş elini yakıyor, hemen çeker. Ardından da "Ey ateş!..." der "yazıklar olsun sana! Bunca yıldır seni ilah bildim ve o yüzden de sana taptım. Ağabeyine der ki: gel buna tapınmaktan vazgeçelim" diye yalvarıp yakarır. Fakat ağabeyi bir türlü vazgeçmez ve ateşe tapmaya devam eder.
    Ağabeyi devam ededursun. Küçük kardeş bu denemeden sonra ateşe tapmaktan vazgeçer müslüman olmaya azmeder ve doğruca devrin büyük ermişlerinden Dinar oğlu Malik'e başvurur. O anda Malik de oturmuş halka vaaz vermektedir. Vaazını bitirdikten sonra başından geçenleri bir bir kendisine anlatır ve ben müslüman olacağım der.
    Bunun üzerine Malik ateşperest adamı karşına oturtarak Kelime-i Şehadet getirttikten sonra kendisine İslam'ın şartlarını ve bütün umumi prensiplerini bir bir izah eder. Yanında bulunan ailesi de İslam'a girince orada bulunan halk, bu her iki ateşperestin imana gelişini sevinç gözyaşları arasında kutlarlar. Ardından da biraz aramızda kalın da, aramızda size biraz öteberi toplıyalım dediler. Fakat yeni imana gelen adam ben dinimi dünyalık hiçbir şeye satmam diyerek asla bir şey kabul etmeyeceğini belirtiyordu.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah erenlerinden Dinar oğlu Malik devrinde iki kardeş yaşamaktadır. Bu iki kardeşten biri yetmiş, diğeri de tam otuzbeş yıl ateşe taparak hiçbir muratlarına kavuşamadığını anlayan küçük kardeş bir gün ağabeyine dert yanar, der ki: &#8220;Ağabeyciğim!&#8230; Bu kadar yıldır ateşi ilah bilerek ona tapındık. Fakat bakıyorum ki hiçbir dileğimize erişemedik. O yüzden bende ateşin ilah olmadığına dair bir şüphe uyandı. Bu şüphemde haklı olup olmadığımı araştırmak için seninle bir denemeye girişelim. Eğer ateş başkalarını yaktığı gibi bizi de yakarsa, kendisine bir daha asla tapınmayalım. Yok eğer yakmazsa ölünceye kadar ilahlığına iman ederek ibadetten geri durmayalım.&#8221;<br />
    Bu karardan sonra iki kardeş bir ateş yakarlar. Küçüğün büyüğüne &#8220;Ateşe ilk önce elimizi hangimiz uzatacağız. Sen mi yoksa ben mi?&#8221; diye sorar. Ağabeyi, &#8220;Sen uzatacaksın&#8221; deyince küçük kardeş elini hemen ateşe yaklaştırır. Bakar ki ateş elini yakıyor, hemen çeker. Ardından da &#8220;Ey ateş!&#8230;&#8221; der &#8220;yazıklar olsun sana! Bunca yıldır seni ilah bildim ve o yüzden de sana taptım. Ağabeyine der ki: gel buna tapınmaktan vazgeçelim&#8221; diye yalvarıp yakarır. Fakat ağabeyi bir türlü vazgeçmez ve ateşe tapmaya devam eder.<br />
    Ağabeyi devam ededursun. Küçük kardeş bu denemeden sonra ateşe tapmaktan vazgeçer müslüman olmaya azmeder ve doğruca devrin büyük ermişlerinden Dinar oğlu Malik&#8217;e başvurur. O anda Malik de oturmuş halka vaaz vermektedir. Vaazını bitirdikten sonra başından geçenleri bir bir kendisine anlatır ve ben müslüman olacağım der.<br />
    Bunun üzerine Malik ateşperest adamı karşına oturtarak Kelime-i Şehadet getirttikten sonra kendisine İslam&#8217;ın şartlarını ve bütün umumi prensiplerini bir bir izah eder. Yanında bulunan ailesi de İslam&#8217;a girince orada bulunan halk, bu her iki ateşperestin imana gelişini sevinç gözyaşları arasında kutlarlar. Ardından da biraz aramızda kalın da, aramızda size biraz öteberi toplıyalım dediler. Fakat yeni imana gelen adam ben dinimi dünyalık hiçbir şeye satmam diyerek asla bir şey kabul etmeyeceğini belirtiyordu.<br />
<span id="more-3920"></span><br />
 Daha sonra ailesini alarak şehrin kıyı mahallelerinden virane bir eve yerleştiler. Ne yiyecek, ne de içecek bir şeyleri yoktu. O gece Allah&#8217;a ibadet ve taat ederek sabahladılar.<br />
    Güneş doğup yeryüzüne ışıklarını yaymaya başlayınca günlük ekmek parasını kazanmak için bir iş bulup çalışmak gerekiyordu. Çünkü yaşamak için yemek, yemek için de çalışmak şarttı. Bu düşünceye daha ziyade kendini kaptıran kadındı. Yeni imana gelmiş bulunan adamın ise yemek içmek gibi bir dert umrunda bile değildi. Onun tek düşüncesi kainatın ortaksız yaratıcısı olan Allah&#8217;a biraz daha fazla ibadet edebilmekti. Bu yüzden de kendisini ibadetten alıkoyan bir şeye düşman kesilmişti. Bu ekmek parası için çalışmak mecburiyeti olsa bile.<br />
    Fakat yine de muhakkak ki ekmek parasını kazanmak için çalışmak gerekiyordu. Nitekim hanımı durumu açarak taşı gediğine koydu. &#8220;Bey efendi!&#8221; dedi. &#8220;Bugün şehre inin de belki bir iş bulup çalışırsınız. İnşaallah akşama kadar günlük nafakamızı kazanmış olarak dönersiniz.&#8221; Bu ikaz karşısında kendisini taplayan adam şehre inip münasip bir iş aramaya koyuldu. Birçok kapı çalış iş aradı, fakat ekmek parasını kazanacak bir iş bulamadı. Ama her nedense buna pek üzülmüyordu. Zaten bütün dileği Allah&#8217;a amelelik etmekti. Onun için Camilerden birine kapanarak akşamak kadar bol bol Allah&#8217;a ibadete daldı.<br />
    Akşam olunca kendi namına Allah&#8217;a bol bol ibadet etme fırsatını bulduğundan dolayı sevinç, karısının karşısına da eli boş çıkacağı için de üzüntü içinde karışık duygularla döndü. Kapıyı açıp içeri girdikten sonra selam verip bir köşeye oturdu. Karısına da bütün gün çalıştığını fakat ücretlerini yarın alacağını ifade etti. Karı-koca geceyi aç açına ibadet ederek geçirdiler.<br />
    Sabah olunca tekrar iş bulmak için şehre inen adam ne yaptıysa yine bir türlü ekmek parasını kazanacak bir iş bulamadı. Bulamadı diye üzülecek değildi ya. Camiye girerek akşama dek bol bol Allah&#8217;a ibadet etti. O, sadece Allah&#8217;ına çalışıyordu. Tek üzüntüsü karısıydı. Zavallı kadıncağız artık açlığının son haddine gelmişti.<br />
    Akşam olunca yine eli boş olarak eve döndü ve karısına aynı mazereti uydurdu. Böylece o geceyi de aç olarak geçirdiler. Ertesi gün, günlerden Cuma idi. Cuma günü de hafta tatili dolayısıyla bütün iş yerleri kapalıydı. Onun için herhangi bir iş bulup da çalışmaya imkan yoktu. En iyisi camiye gidip Cuma namazı kılmaktı.<br />
    Eski ateşperest, yeni mü&#8217;min de aynı şeyi yaptı. Cuma vakti gelince doğruca camiye gidip iki rekat Cuma namazını gönül huzuruyla kıldı. Ardından da ellerini göğe doğru açarak Allah&#8217;a yalvarıp yakarmaya başladı. &#8220;Ey Rabbim!..&#8221; diyordu. &#8220;İslam dinin ve bu Cuma gününü yüzü suyu hürmetine gönlümden ailemin geçim sıkıntısını at. Çünkü bir iş bulup çalışamadığım için aileme karşı mahcubum. Korkarım ki açlıkları daha fazla sürerse ağabeyimin dinine dönerler.&#8221;<br />
    Adam Cuma vakti camide dua ededursun. O sırada şehrin kenarında bulunan virane evinin kapısına biri gelerek kapıyı çalar. Karısı kapıyı açtığında bakar ki karşısında yakışıklı bir genç durmaktadır. Elinde mendille örtülü bir tabak bulunan genç tabağı kadına uzatırken &#8220;Bunu alınız ve kocanıza da bunun bu Cuma Allah (c.c.) için yaptığı ameleliğin ücreti olduğunu söyleyin. Çünkü böyle bir günde azıcık çalışmanın Allah (c.c.) katında ücreti çok büyüktür&#8221; der.<br />
    Kadın hemen tabağı alıp üzerindeki mendili açınca ne görsün ki! Tabağın içinde çil çil bin tane altın. Altınlardan birini alarak hemen çarşıya çıkıp bir sarrafa götürür. Sarraf altını daha eline alır almaz şaşırıp kalır. Hele tartıya koyunca hayreti büsbütün artar. Altın bildiğimiz altınlardan değildir. Hem çok ağır basmakta, hem de üzerindeki nakışlarından başka bir dünyaya ait olduğu anlaşılmaktadır.<br />
    Hayretini yenmek için kadına altını nereden bulduğunu soran sarraf hikayeyi olduğu gibi dinleyince durumu hemen kavrar ve kadına &#8220;Ben de Müslüman olacağım. Bana İslamiyeti öğretir misiniz?&#8221; der. Ardından da müslümanlığı kabul ederek kadına bin tane dünyalık altın hediye eder.<br />
    Öbür yandan genç Cuma namazını kılmış eve dönmektedir. Yine her zamanki gibi eli boş olduğu için, bu defa mendilini kumla doldurarak yiyecek bir şeyler getiriyormuş gibi yapar içinden de &#8220;Eğer karım ne iş yaptın dese, size un getirdim, diye cevap veririm&#8221; düşüncesini geçirir. Bu düşünceler içinde boynu bükük ve mahzun mahzun kapıya gelir. Tam bu sırada içeriden etrafa yemek kokularının yayıldığını farkederek elindeki kumla dolu mendili kapının dibine bırakıp sevinçli içeri girer.<br />
    Hoş beşten sonra karısından durumu sorup öğrenir. Ardından da sevinç gözyaşları içinde yüce Allah&#8217;a şükür secdesine kapanır. Bu arada kapıya çıkan karısı kum dolu mendili görüp de eline alınca bakar ki içi unla dolup taşmaktadır. Kocasının unu neden içeri getirmediğini sorunca o da durumu öğrenerek şükür secdesine kapanır.<br />
    Yüce Allah (c.c.) cümlemizi Cuma namazının faziletinden mahrum bırakmasın, amin&#8230;  &#8211; Zübdetül Vaizin -</p>
<p>KAYNAK: Ermişlerden Osman Efendi, Seçme Dini Hikayeler, Seda Yayınları, İstanbul 2000, s. 190-197</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.798 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/un-haline-donen-kum-taneleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SARHOŞ KOMŞU</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/sarhos-komsu.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/sarhos-komsu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[KOMŞU]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[SARHOŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3919</guid>
		<description><![CDATA[İmam-ı Azam Hazretlerinin genç bir komşusu vardı. 
    Her gece evine içkili gelir, çıkardığı gürültü ile imamı çok rahatsız ederdi. İmam, gençten hiç şikayetçi olmaz, komşusunun haline tahammül ederdi. Bir gün başkalarının şikayetinden olsa gerek genci hapse attılar. Ertesi gece gencin sesini duymayan Ebu Hanife (r.a.) şaşırdı ve:
    - Genç komşumuzun sesleri niçin kulağımıza gelmiyor? diye sordu.
    - Efendim, o sarhoşu vali hapse attırdı, dediler.
    Ertesi sabah doğruca valinin konağına gitti. Talebeleri, Hocamız her halde valiye teşekkür edecek, diye düşünüyordu. Vali, onu görür görmez ayağa fırladı. Hürmet etti ve:
    - Ya imam! Teşriflerinizin sebebini lütfen söyler misiniz? dedi.
    O da, komşusu olan gencin serbest bırakılmasını rica etti. Vali:
    - Efendim, böyle ehemmiyetsiz bir mesele için iye zahmet ettiniz? Haber gönderseydiniz emriniz derhal yerine getirilirdi, cevabını verdi.
    Delikanlı serbest bırakıldı. İmam'la karşılaştıklarında oldukça mahcuptu. Kendisini bizzat çok rahatsız etmişti. Ebu Hanife:
    - Bak biz seni unutmuyoruz, sözleriyle iltifat buyurdu.
    Genç kısa zaman sonra tövbe etti ve İmam'ın talebeleri arasında katıldı.

* * *

   Onlar, kimseyi itmiyor, kınamıyor, suçlamıyor, belki sadece kendine zulmeden zavallılara acıyor ve yardım etmeye çalışıyorlardı. Başkası ne yaparsa yapsın, onlar kendilerine düşüni yapıyordu.


KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 142-143

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İmam-ı Azam Hazretlerinin genç bir komşusu vardı.<br />
    Her gece evine içkili gelir, çıkardığı gürültü ile imamı çok rahatsız ederdi. İmam, gençten hiç şikayetçi olmaz, komşusunun haline tahammül ederdi. Bir gün başkalarının şikayetinden olsa gerek genci hapse attılar. Ertesi gece gencin sesini duymayan Ebu Hanife (r.a.) şaşırdı ve:<br />
    &#8211; Genç komşumuzun sesleri niçin kulağımıza gelmiyor? diye sordu.<br />
    &#8211; Efendim, o sarhoşu vali hapse attırdı, dediler.<br />
    Ertesi sabah doğruca valinin konağına gitti. Talebeleri, Hocamız her halde valiye teşekkür edecek, diye düşünüyordu. Vali, onu görür görmez ayağa fırladı. Hürmet etti ve:<br />
    &#8211; Ya imam! Teşriflerinizin sebebini lütfen söyler misiniz? dedi.<br />
    O da, komşusu olan gencin serbest bırakılmasını rica etti. Vali:<br />
    &#8211; Efendim, böyle ehemmiyetsiz bir mesele için iye zahmet ettiniz? Haber gönderseydiniz emriniz derhal yerine getirilirdi, cevabını verdi.<br />
    Delikanlı serbest bırakıldı. İmam&#8217;la karşılaştıklarında oldukça mahcuptu. Kendisini bizzat çok rahatsız etmişti. Ebu Hanife:<br />
    &#8211; Bak biz seni unutmuyoruz, sözleriyle iltifat buyurdu.<br />
    Genç kısa zaman sonra tövbe etti ve İmam&#8217;ın talebeleri arasında katıldı.</p>
<p>* * *</p>
<p>   Onlar, kimseyi itmiyor, kınamıyor, suçlamıyor, belki sadece kendine zulmeden zavallılara acıyor ve yardım etmeye çalışıyorlardı. Başkası ne yaparsa yapsın, onlar kendilerine düşüni yapıyordu.</p>
<p>KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 142-143</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.787 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/sarhos-komsu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EDEN BULUR</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/eden-bulur.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/eden-bulur.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[BULUR]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[EDEN]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3918</guid>
		<description><![CDATA[ Hz. İsa Aleyhisselam, bir gün yolda yürürken bir gencin, ak sakallı, ihtiyar bir adamı tekmeleyerek sürüklediğini gördü. Hazreti İsa Aleyhisselam, ihtiyarın bu durumuna çok acır. Hemen koşarak onu kurtarmak ister. Fakat ihtiyar kendisine engel olur ve şöyle der:
    - Lütfen dokunmayın, ne olur dokunmayın, beni tekmelesin.
    Bu durum karşısında Hazreti İsa Aleyhisselam daha fazla merak ederek, sebebini sorar:
    - Ben de zamanında babamı, burada, aynı şekilde tekmelemiştim. Bu genç benim oğlumdur.
    Benim babama yaptığımın aynısını, şimdi öz oğlum bana yapıyor. Babama yaptıklarımın intikamını alıyor.

KAYNAK: GÜRAN, Kemal, Kendi Kendine Kur'an Okulu, Akit Gazetesi Yayını, s. 235
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Hz. İsa Aleyhisselam, bir gün yolda yürürken bir gencin, ak sakallı, ihtiyar bir adamı tekmeleyerek sürüklediğini gördü. Hazreti İsa Aleyhisselam, ihtiyarın bu durumuna çok acır. Hemen koşarak onu kurtarmak ister. Fakat ihtiyar kendisine engel olur ve şöyle der:<br />
    &#8211; Lütfen dokunmayın, ne olur dokunmayın, beni tekmelesin.<br />
    Bu durum karşısında Hazreti İsa Aleyhisselam daha fazla merak ederek, sebebini sorar:<br />
    &#8211; Ben de zamanında babamı, burada, aynı şekilde tekmelemiştim. Bu genç benim oğlumdur.<br />
    Benim babama yaptığımın aynısını, şimdi öz oğlum bana yapıyor. Babama yaptıklarımın intikamını alıyor.</p>
<p>KAYNAK: GÜRAN, Kemal, Kendi Kendine Kur&#8217;an Okulu, Akit Gazetesi Yayını, s. 235<br />
<strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.800 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/eden-bulur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NEDEN BAŞIMIZA BİR ÖMER GELMEZ?</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/neden-basimiza-bir-omer-gelmez.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/neden-basimiza-bir-omer-gelmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[- Neden]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[BAŞIMIZA]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[GELMEZ?]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[ÖMER]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3917</guid>
		<description><![CDATA[Hazreti Ömer (ra) geçtiği yollardan taşları ayıklar, halkın ayağına değmesi muhtemel acıtıcı maniaları bizzat temizlerdi. Birgün yine yoldan giderken gözüne çarpan bir taşa ayağıyla vurdu. Yolun kenarına doğru yuvarlanan taş, gelmekte olan bir sahabinin ayağına çarptı.
     Buna müteessir oldu; fakat bir şey söylemeden geçip gitti.
    Aradan bir sene geçmişti. Hazreti Ömer, aynı yolda yürürken, rastladığı taşları yine ayak ucuyla vurup kenara itmekteydi. Tam o sırada, geçen sene ayağına taş değen sahabide oradan geçiyordu.
    Halife cebinden para dolu bir kese çıkartıp uzattı:
    - Buyur, bunu harçlık et!
    Sahabi heyecanlandı:8520/
    - Harçlığım var, ya Emire'l-Mü'minin!
    - Biliyorum harçlığın var; fakat buna rağmen kabul etmeni istiyorum!
    - İhtiyacım yok.
    - Peki, sen bu sene hacca gitmeyecek misin?
    - Gideceğim.
    - Öyle ise bunu al da, yol harçlığı yap!
    - Yol haçlığım da var.
    - Biliyorum ki yol harçlığın da var. Fakat ben bu harçlığı, bana olan hakkını helal etmen için vermekteyim.
    Geçen sene bu yolda taşları ayıklarken, ayağımla vurduğum bir taş, yuvarlanıp senin ayağına değmiş; ben de halkımdan birinin ayağına taş vurup acıttığım için üzüntüye kapılmıştım. Beni bu üzüntüden kurtarman ve üzerime geçen hakkını helal etmen için, bu harçlığı vermeyi düşündüm. Alır da hakkını helal edersen, beni huzura kavuşturur, memnun edersin. Biliyorsun kul hakkı başkalarına benzemez!
    Bu, o günkü devlet reisinden bir misal! Şimdi bir de o günkü halktan bir numune arz edeceğim:
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hazreti Ömer (ra) geçtiği yollardan taşları ayıklar, halkın ayağına değmesi muhtemel acıtıcı maniaları bizzat temizlerdi. Birgün yine yoldan giderken gözüne çarpan bir taşa ayağıyla vurdu. Yolun kenarına doğru yuvarlanan taş, gelmekte olan bir sahabinin ayağına çarptı.<br />
     Buna müteessir oldu; fakat bir şey söylemeden geçip gitti.<br />
    Aradan bir sene geçmişti. Hazreti Ömer, aynı yolda yürürken, rastladığı taşları yine ayak ucuyla vurup kenara itmekteydi. Tam o sırada, geçen sene ayağına taş değen sahabide oradan geçiyordu.<br />
    Halife cebinden para dolu bir kese çıkartıp uzattı:<br />
    &#8211; Buyur, bunu harçlık et!<br />
    Sahabi heyecanlandı:8520/<br />
    &#8211; Harçlığım var, ya Emire&#8217;l-Mü&#8217;minin!<br />
    &#8211; Biliyorum harçlığın var; fakat buna rağmen kabul etmeni istiyorum!<br />
    &#8211; İhtiyacım yok.<br />
    &#8211; Peki, sen bu sene hacca gitmeyecek misin?<br />
    &#8211; Gideceğim.<br />
    &#8211; Öyle ise bunu al da, yol harçlığı yap!<br />
    &#8211; Yol haçlığım da var.<br />
    &#8211; Biliyorum ki yol harçlığın da var. Fakat ben bu harçlığı, bana olan hakkını helal etmen için vermekteyim.<br />
    Geçen sene bu yolda taşları ayıklarken, ayağımla vurduğum bir taş, yuvarlanıp senin ayağına değmiş; ben de halkımdan birinin ayağına taş vurup acıttığım için üzüntüye kapılmıştım. Beni bu üzüntüden kurtarman ve üzerime geçen hakkını helal etmen için, bu harçlığı vermeyi düşündüm. Alır da hakkını helal edersen, beni huzura kavuşturur, memnun edersin. Biliyorsun kul hakkı başkalarına benzemez!<br />
    Bu, o günkü devlet reisinden bir misal! Şimdi bir de o günkü halktan bir numune arz edeceğim:<br />
<span id="more-3917"></span><br />
Biliyorsunuz Hazreti Ebu Zerr, komşusunun karnı açken bir Müslüman&#8217;ın kendi evinde tok olarak uyumayacağını söylüyor; elinde imkanı olan kimseleri, borç harç içinde inleyen din kardeşlerine yardım etmemeleri halinde, cehennemin şiddetli azabıyla ikaz ediyordu.<br />
    Onun bu iddiasında samimi olup olmadığını anlamak için, bir gün kendisine bir kese dolusu para gönderip, hediye olarak kabul etmesini istediler.<br />
    Ebu Zerr, bu parayı kabul edemeyeceğini, kendisinden daha fakir olanlara vermesi gerektiğini ısrarla söyleyince, parayı getiren köle, &#8220;Bunu sen kabul edersen benim hürriyetime kavuşacağımı söylediler&#8221; diyerek kabul ettirdi.<br />
    O gecenin sabahında köle tekrar gelerek:<br />
    &#8211; Size akşam getirdiğim parayı yanlış yere getirmişim. Başkasına vermem gerekmiş; parayı geri istiyorum dedi.<br />
    Ebu Zerr&#8217;in buna cevabı şöyle oldu.<br />
    &#8211; Ben komşumun borç harç içinde kıvrandığı bir zamanda, evimde para biriktirip, zevk-u sefa içinde yaşamamın doğru olmayacağına inandığım için, sizin verdiğiniz parayı daha akşamdan fakir ve perişan kimselere dağıttım. Şu anda sana verecek param yoktur!<br />
    İşte bu da o günkü Asr-ı Saadet halkından bir misal!&#8230;<br />
    Şimdi biraz daha sonraya, hicretin yetmişinci senelerine doğru geliyoruz. Tarihte zulmüyle şöhret yapmış Hacca-ı Zalim, birçok sahabenin boynunu vurmuş; mancınıkla Kabe&#8217;yi taşa tutup Beytullah&#8217;ı bile yaralamış; hayatta kalan az sayıdaki ashabın da hayarını zehir etmişti.<br />
    İşte bu adama bir gün şöyle dediler.<br />
    &#8211; Sen Hazreti Ömer&#8217;in adaletini, halkına karşı takındığı müşfik tavrını biliyorsun. Ne olur, biraz da ona benze. Onun gibi ol! O, halkının boynunu vurmak şöyle dursun, kazara ayağına bir taş değmesinden bile teessüre kapılıyor; bir sene sonra da olsa, helallik diliyordu.<br />
    Haccac&#8217;ın bu isteğe tarihi cevabı şöyle oldu:<br />
    &#8211; Doğru söylüyorsunuz! Fakat Ömer&#8217;in devlet reisliği zamanıda, Ebu Zerr gibi de halkı vardı. Siz Ebu Zerr gibi hakperest ve din kardeşlerini düşünen bir Müslüman olun, ben de Ömer kadar adil, halkını düşünen bir kumandan olayım! Siz Ebu Zerr olmadıkça benden de Ömer&#8217;e benzememi isteyemezsiniz. Çünkü size, ancak ben layığım!</p>
<p>KAYNAK: Şahin, Ahmed, Yaşanmış Örnekleriyle Aradığımız İslam, Zaman Cep Kitapları, 3, Feza Gazetecilik, İstanbul 2001</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.813 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/neden-basimiza-bir-omer-gelmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İPİN HESABI</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/ipin-hesabi.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/ipin-hesabi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[HESABI]]></category>
		<category><![CDATA[İPİN]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3916</guid>
		<description><![CDATA[ Zenginin biri ölümden ve kabirdeki yalnızlıktan çok korkuyormuş. "Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin yarısını ona bağışlıyorum" diye vasiyet etmiş. Öldüğünde "Kim birlikte kabre girip sabahlamak ister?" diye araştırmışlar. Kimse çıkmamış. Nihayet bir hamal, "Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir şeyim yok. Sabaha kadar durursam zengin olurum." diye düşünerek kabul etmiş. Vefat eden zengin ile birlikte defnetmişler. Sorgu sual melekleri gelmiş. Bakmışlar kabirde bir ölü, bir canlı var. "Nasıl olsa bu ölü elimizde... Biz şu canlı olandan başlayalım" demişler ve hamalı sorgulamaya başlamışlar. "O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl aldın? Nerelerde kullandın?" Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın hesabı bitmemiş. Sabahleyin kabirden çıkmış.
    - Tamam, servetin yarısı senin, demişler.
    - Aman,demiş hamal, istemem, kalsın. Ben, sabaha kadar bir ipin hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm?

* * *

   Hayatını ve hayatın içerisinde istifade edilen lütufların hesabını vermek hafife alıncak şey değildir.


KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 156

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Zenginin biri ölümden ve kabirdeki yalnızlıktan çok korkuyormuş. &#8220;Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin yarısını ona bağışlıyorum&#8221; diye vasiyet etmiş. Öldüğünde &#8220;Kim birlikte kabre girip sabahlamak ister?&#8221; diye araştırmışlar. Kimse çıkmamış. Nihayet bir hamal, &#8220;Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir şeyim yok. Sabaha kadar durursam zengin olurum.&#8221; diye düşünerek kabul etmiş. Vefat eden zengin ile birlikte defnetmişler. Sorgu sual melekleri gelmiş. Bakmışlar kabirde bir ölü, bir canlı var. &#8220;Nasıl olsa bu ölü elimizde&#8230; Biz şu canlı olandan başlayalım&#8221; demişler ve hamalı sorgulamaya başlamışlar. &#8220;O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl aldın? Nerelerde kullandın?&#8221; Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın hesabı bitmemiş. Sabahleyin kabirden çıkmış.<br />
    &#8211; Tamam, servetin yarısı senin, demişler.<br />
    &#8211; Aman,demiş hamal, istemem, kalsın. Ben, sabaha kadar bir ipin hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm?</p>
<p>* * *</p>
<p>   Hayatını ve hayatın içerisinde istifade edilen lütufların hesabını vermek hafife alıncak şey değildir.</p>
<p>KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 156</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.818 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/ipin-hesabi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EKMEK VEREN ELİ KIRAN BABA</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/ekmek-veren-eli-kiran-baba.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/ekmek-veren-eli-kiran-baba.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:11:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[BABA]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[EKMEK]]></category>
		<category><![CDATA[ELİ]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[KIRAN]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[SULTAN MURAD HAN VE NALINCI BABA]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[VEREN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3915</guid>
		<description><![CDATA[Bağdat'ı kıtlık kırıp geçiriyordu. Herkesten önce de hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin kapısından seslendi hamalın biri:
    - Allah rızası için birazcık ekmek. Günlerdir lokma girmedi ağzımdan.
    Tandırın başındaki kadın taze ekmekleri kızına uzattı. "Ver şu adama" dedi. Kızcağız ekmekleri güzelce katlayıp verdi aç hamala.
    Hamalın sevincine sınır yoktu. Evine doğru hızlandı. Kim bilir kaç günlük açlığını giderecekti? Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikazı durdurdu onu:
    - Çabuk söyle, bu ekmeği hangi evden aldın?
    Geriye bakıp eliyle işaret etti:
    - İşte şu evden.
    Adam kızgın şekilde salladı başını:
    - Yanılmamışım, böyle zamanda başka kimin evinden alınabilir ekmek? diyerek eve doğru ilerledi.
    Kapıyı açar açmaz da sordu:
    - Kim verdi ekmeği hamala?
    Hanım korkudan kızını gösterdi. Güya kızına acır, bir şey yapmaz diye düşünmüştü. Halbuki adamın şükürsüzlük ve cimrilik içine işlemişti. Elindeki sopayı hızla havaya kaldırdı, kızının ekmek veren eline öyle bir indirdi ki bilek zedelenip burkuldu, el çarpık kaldı. Söyleniyordu kendi kendine:
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bağdat&#8217;ı kıtlık kırıp geçiriyordu. Herkesten önce de hamallar açlık çekiyordu. İçinde ekmek piştiği, sokağa kadar yayılan kokudan belli olan bir evin kapısından seslendi hamalın biri:<br />
    &#8211; Allah rızası için birazcık ekmek. Günlerdir lokma girmedi ağzımdan.<br />
    Tandırın başındaki kadın taze ekmekleri kızına uzattı. &#8220;Ver şu adama&#8221; dedi. Kızcağız ekmekleri güzelce katlayıp verdi aç hamala.<br />
    Hamalın sevincine sınır yoktu. Evine doğru hızlandı. Kim bilir kaç günlük açlığını giderecekti? Tam bu sırada karşıdan gelen birinin sert ikazı durdurdu onu:<br />
    &#8211; Çabuk söyle, bu ekmeği hangi evden aldın?<br />
    Geriye bakıp eliyle işaret etti:<br />
    &#8211; İşte şu evden.<br />
    Adam kızgın şekilde salladı başını:<br />
    &#8211; Yanılmamışım, böyle zamanda başka kimin evinden alınabilir ekmek? diyerek eve doğru ilerledi.<br />
    Kapıyı açar açmaz da sordu:<br />
    &#8211; Kim verdi ekmeği hamala?<br />
    Hanım korkudan kızını gösterdi. Güya kızına acır, bir şey yapmaz diye düşünmüştü. Halbuki adamın şükürsüzlük ve cimrilik içine işlemişti. Elindeki sopayı hızla havaya kaldırdı, kızının ekmek veren eline öyle bir indirdi ki bilek zedelenip burkuldu, el çarpık kaldı. Söyleniyordu kendi kendine:<br />
<span id="more-3915"></span><br />
 Ben herkese ekmek versem bu evde ekmek kalır mı? diye.<br />
    Halbuki nimet şükür isterdi. Şükürsüzlük nimetin gitmesine sebepti. Nitekim bu şükürsüzlüğün akibeti de öyle olacaktı. Olmaya başladı bile. Kısa zamanda işleri bozuldu, çarşının en işlek yerindeki dükkanını satması da onun bozulan işlerini. Bir ara o hale geldi ki, evine ekmek alamaz duruma bile düştü. Nitekim bir akşam eve gelmiş, kızcağızına da acı sözü söylemişti;<br />
    &#8211; Artık benden ümidinizi kesin. Çünkü bu akşam ekmek alacak kadar da olsa elime para geçmedi. Çarşıya in, ekmek parası iste.<br />
    Kızcağız çarşıya inmiş, utana sıkıla sattıkları dükkanın karşısına geçerek bir tanıdık görürüm diye beklemeye başlamıştı. Kendisini gören dükkandaki adam hemen yanına gelerek:<br />
    &#8211; Sen masum birine benziyorsun, ne bekliyorsun burada? diye sormuştu. O da anlatmıştı gerçek durumu:<br />
    &#8211; Ekmek alacak paramız kalmadı, bir tanıdıktan ekmek parası istemek üzere bekliyorum burada.<br />
    Hemen elini cebine attı adam. Hatırı sayılır bir miktar parayı uzatarak &#8220;Al&#8221; dedi. &#8220;Bununla istediğin kadar ekmek alabilirsin. Ben de nimetin şükrünü eda etmiş olurum böylece.&#8221;<br />
    Kızcağız elinin birini arkasına saklamış, ötekiyle parayı alırken adamın dikkatin çekti bu saklayış;<br />
    &#8211; Elinde bir yara bere varsa tedavi ettireyim, niçin saklıyorsun? Allah bana nimet verdi, şükrünü eda etmek için iyilik yapmam gerek, dedi.<br />
    Kızcağız önce açıklamak istememişse de adamın ısrarı üzerine anlattı elinin durumunu:<br />
    &#8211; Ben bir yoksula ekmek vermiştim. Babam yolda rastlayıp sormuş, o da evi gösterip &#8216;İşte oradan aldım&#8217; demiş, bizi haber vermiş. Babam eve gelince elindeki sopayla ekmek veren elime öylesine bir darbe indirdi ki, elim böylece çarpık kaldı. Göstermekten utanır oldum. Bu yüzden de evde kaldım.<br />
    Bu açıklamayı dinleyen adam bağırmaya başlar:<br />
    &#8211; Komşular! Çabuk buraya gelin, ben hayalimdeki altın kalpli kızı buldum, hayat arkadaşım işte karşımda, siz de şahit olun&#8230; diyerek başlar anlatmaya:<br />
    &#8211; Ekmeği isteyen fakir bendim. Ben o gün üç bir hamaldım. Demek ki elinin çarpık kalmasına ben sebep olmuşum. Hem sebep olayım hem de seni bu halinle baş başa bırakayım. Buna Allah razı olmaz. Seni görünce içimden bir sevgi selinin koptuğunu anladım, bana ekmek veren kıza ne kadar da benziyor diye düşünmüştüm. Yanılmamışım. Baban şükürsüzlük ettiğinden Allah onun dükkanını elinden alıp bana nasip eyledi. Şimdi ise imtihan sırası bana geldi, ben de aynı şükürsüzlüğe düşmek istemem. Haydi gel, nikahımızı yaptırıp birlikte babanı sıkıntıdan kurtaralım.<br />
    Yola koyulurlar, ekmek veren eli sakatlayan şükürsüz babaya doğru&#8230;<br />
   &#8220;Şükrederseniz çoğaltırım, etmezseniz elinizden alır şükredene veririm. Şükürsüze de azabım şiddetli olur&#8230;&#8221; (Kur&#8217;an-ı Kerim, 14/7)</p>
<p>KAYNAK: Şahin, Ahmed, Yaşanmış Örnekleriyle Aradığımız İslam, Zaman Cep Kitapları 3, Feza Gazetecilik, İstanbul 2001</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.788 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/ekmek-veren-eli-kiran-baba.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YİRMİ SANİYEDE</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/yirmi-saniyede.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/yirmi-saniyede.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:09:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[SANİYEDE]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[YİRMİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3913</guid>
		<description><![CDATA[Şeytan hizmetçi kılığına girmiş ve yirmi sene Cüneyd-i Bağdadî Hazretleri'nin yanına gidip gelmişti. Bir türlü gönlüne vesvese vermeye, ona istediklerini yaptırmaya muvaffak olamamıştı. Birgün:
    - Ey Üstad! Yoksa siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? dedi.
    Hazreti Cüneyd:
    - Sen lanetli İblissin. İlk geldiğin andan beri seni tanıyorum, buyurdu.
    Şeytan:
    - Ey Sultanü'l Muhakkikin! Sizin kadar yüksek dereceye ulaşan başka bir büyük zat tanımıyorum. Yirmi senedir size hiçbir isteğimi yaptırmaya muvaffak olamadım, dedi.
    - Defol mel'un! Şimdi de beni kendini beğenme hastalığına düşürerek mahvetmek mi istiyorsun! Yirmi senede yapamadığını yirmi saniyede mi yapacaksın? Yıkıl karşımdan! diye bağırdı.

* * *

   İnsanın en zayıf damarı "Sensin!" denilerek, koltuğunun altına girmektir. Nice cahil, günahkar, kendisini alim ve faziletli zannederek bu şekilde İslam'a zarar vermiş, verdirilmiştir. Günümüzün de en teklikeli hastalıklarından da birisi budur.


KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 147-148

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şeytan hizmetçi kılığına girmiş ve yirmi sene Cüneyd-i Bağdadî Hazretleri&#8217;nin yanına gidip gelmişti. Bir türlü gönlüne vesvese vermeye, ona istediklerini yaptırmaya muvaffak olamamıştı. Birgün:<br />
    &#8211; Ey Üstad! Yoksa siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? dedi.<br />
    Hazreti Cüneyd:<br />
    &#8211; Sen lanetli İblissin. İlk geldiğin andan beri seni tanıyorum, buyurdu.<br />
    Şeytan:<br />
    &#8211; Ey Sultanü&#8217;l Muhakkikin! Sizin kadar yüksek dereceye ulaşan başka bir büyük zat tanımıyorum. Yirmi senedir size hiçbir isteğimi yaptırmaya muvaffak olamadım, dedi.<br />
    &#8211; Defol mel&#8217;un! Şimdi de beni kendini beğenme hastalığına düşürerek mahvetmek mi istiyorsun! Yirmi senede yapamadığını yirmi saniyede mi yapacaksın? Yıkıl karşımdan! diye bağırdı.</p>
<p>* * *</p>
<p>   İnsanın en zayıf damarı &#8220;Sensin!&#8221; denilerek, koltuğunun altına girmektir. Nice cahil, günahkar, kendisini alim ve faziletli zannederek bu şekilde İslam&#8217;a zarar vermiş, verdirilmiştir. Günümüzün de en teklikeli hastalıklarından da birisi budur.</p>
<p>KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 147-148</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.783 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/yirmi-saniyede.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MERHAMET</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/merhamet.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/merhamet.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:09:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[MERHAMET]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3912</guid>
		<description><![CDATA[Tabiînden alim, fazıl, muhaddis ve sûfî Abdullah bin Mübarek, haccı ifa ettikten sonra Mekke'de Harem'de yakaza halinde iken semadan iki melek gelir. Biri diğerine:
    "Bu sene 600 bin kişi haccetti. Hepsinin haccı, Şam'da Ali bin Muvaffak ismindeki bir ayakkabı tamircisinin yaptığı amelin hürmetine makbul oldu. Bu kişi hacca gitmeğe niyet etti, lakin gidemedi. Onun yaptığı bir amel hürmetine bu kadar hüccacın haccı kabul edildi." der.
    Abdullah bin Mübarek uyku ile yakaza arası olan bu halden uyanınca, merak ve hayret içinde kalıp Şam kervanı ile Şam'a gitti. O zatı bulup sordu:
    "Sen hacca gitmediğin halde ne amel işledin?"
    Ali bin Muvaffak, Abdullah bin Mübarek gibi meşhur bir zatı karşısında görünce şaşırdı. Heyecanından bayıldı. Kendisine geldiğinde şöyle anlattı:
    "Otuz sene hacca gitmeyi arzu eder dururdum. Eskicilikten 300 dirhem para biriktirdim. Hac yolculuğuna niyet ettim. Hamile karım:
    "Komşudat et kokusu geliyor; bana bir parça et ister misin?" dedi. Komşuma gittim. Durumu anlattım. Komşum ağladı:
    "Yedi gün oldu ki, çocuklarım açtır. Yolda ölü bir hayvan buldum. Ondan bir parça kestim. Şimdi onu kaynatıp onları avutuyorum. Helal bir gıda bulamaz isem, mecburi onu yedireceğim. İsterseniz vereyim, fakat bu kaynayan et, bunlara ölümle burun buruna geldikleri için helal, size ise haramdır." dedi.
    Ali bin Muvaffak devamla:
    "Bunu duyunca, sanki içimden bir parça koptu. Birbir zorlukla biriktirdiğim bu 300 dirhemi ona verdim;
    "Ya Rabbi, hac niyetimi kabul et!... diye Rabbime iltica ettim." dedi.
    Bunun üzerine Abdullah bin Mübarek:
    "Rabbim bana rüyada doğruyu bildirmiş!" dedi.
    
    Bu hadise, Rahman ve Rahim olan Rabbimizin bize gösterdiği bir merhamet bereketidir. Rüyadaki zuhûratla hacdan misal verilmesi, ibadet hayatın da merhametin ne derece mühim bir rol oynadığını ifade etmektedir.

KAYNAK: TOPBAŞ, Osman Nuri, Mesnevi Bahçesinden Bir Testi Su, Erkam Yayınları Altınoluk Dizisi 20, s. 77-78

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tabiînden alim, fazıl, muhaddis ve sûfî Abdullah bin Mübarek, haccı ifa ettikten sonra Mekke&#8217;de Harem&#8217;de yakaza halinde iken semadan iki melek gelir. Biri diğerine:<br />
    &#8220;Bu sene 600 bin kişi haccetti. Hepsinin haccı, Şam&#8217;da Ali bin Muvaffak ismindeki bir ayakkabı tamircisinin yaptığı amelin hürmetine makbul oldu. Bu kişi hacca gitmeğe niyet etti, lakin gidemedi. Onun yaptığı bir amel hürmetine bu kadar hüccacın haccı kabul edildi.&#8221; der.<br />
    Abdullah bin Mübarek uyku ile yakaza arası olan bu halden uyanınca, merak ve hayret içinde kalıp Şam kervanı ile Şam&#8217;a gitti. O zatı bulup sordu:<br />
    &#8220;Sen hacca gitmediğin halde ne amel işledin?&#8221;<br />
    Ali bin Muvaffak, Abdullah bin Mübarek gibi meşhur bir zatı karşısında görünce şaşırdı. Heyecanından bayıldı. Kendisine geldiğinde şöyle anlattı:<br />
    &#8220;Otuz sene hacca gitmeyi arzu eder dururdum. Eskicilikten 300 dirhem para biriktirdim. Hac yolculuğuna niyet ettim. Hamile karım:<br />
    &#8220;Komşudat et kokusu geliyor; bana bir parça et ister misin?&#8221; dedi. Komşuma gittim. Durumu anlattım. Komşum ağladı:<br />
    &#8220;Yedi gün oldu ki, çocuklarım açtır. Yolda ölü bir hayvan buldum. Ondan bir parça kestim. Şimdi onu kaynatıp onları avutuyorum. Helal bir gıda bulamaz isem, mecburi onu yedireceğim. İsterseniz vereyim, fakat bu kaynayan et, bunlara ölümle burun buruna geldikleri için helal, size ise haramdır.&#8221; dedi.<br />
    Ali bin Muvaffak devamla:<br />
    &#8220;Bunu duyunca, sanki içimden bir parça koptu. Birbir zorlukla biriktirdiğim bu 300 dirhemi ona verdim;<br />
    &#8220;Ya Rabbi, hac niyetimi kabul et!&#8230; diye Rabbime iltica ettim.&#8221; dedi.<br />
    Bunun üzerine Abdullah bin Mübarek:<br />
    &#8220;Rabbim bana rüyada doğruyu bildirmiş!&#8221; dedi.</p>
<p>    Bu hadise, Rahman ve Rahim olan Rabbimizin bize gösterdiği bir merhamet bereketidir. Rüyadaki zuhûratla hacdan misal verilmesi, ibadet hayatın da merhametin ne derece mühim bir rol oynadığını ifade etmektedir.</p>
<p>KAYNAK: TOPBAŞ, Osman Nuri, Mesnevi Bahçesinden Bir Testi Su, Erkam Yayınları Altınoluk Dizisi 20, s. 77-78</p>
<p><strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.924 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/merhamet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DOĞRULUK</title>
		<link>http://blitzmagazin.com/kissalar/dogruluk.html</link>
		<comments>http://blitzmagazin.com/kissalar/dogruluk.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 14:08:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sefir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kıssalar]]></category>
		<category><![CDATA[24]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanyasohbet]]></category>
		<category><![CDATA[arkadas sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Bedava Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[berlin]]></category>
		<category><![CDATA[bizimlesohbet]]></category>
		<category><![CDATA[cet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[chsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[comsohbet]]></category>
		<category><![CDATA[De]]></category>
		<category><![CDATA[desohbet]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞRULUK]]></category>
		<category><![CDATA[engüzelsarki]]></category>
		<category><![CDATA[free chatch]]></category>
		<category><![CDATA[herzaman]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohbetsohbetin]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>
		<category><![CDATA[sozleri]]></category>
		<category><![CDATA[tekadresi]]></category>
		<category><![CDATA[teksohbet]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[trtsohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blitzmagazin.com/?p=3911</guid>
		<description><![CDATA[ Zalim bir vali vardı. Bu vali bir gün adamlarını göndererek Hasan Basri Hazretleri'ni yakalatmak istedi. O da bir vakit ders verdiği Habib-i Acemi Hazretleri'nin kulübesine gelip saklandı. Valinin adamları geldi ve hışımla:
    - Hasan Basri'yi (r.a.) gördün mü? diye sordular.
    O gayet sakin:
    - Evet, dedi.
    - Nerede?
    - İşte şu kulübemde...
    Adamlar kulübeye daldı, fakat bir türlü Hasan Basri Hazretleri'ni bulamadılar. Dışarı çıkınca tehdit edip:
    - Ya şeyh, niçin yalan söylüyorsun? dediler.
    - Ben yalan söylemedim, dedi. Siz göremedinizse, benim suçum ne?
    Tekrar girdi, aradı, fakat bulamadılar. Onlar gidince, Hasan Basri Hazretleri:
    - Ey Habib! Biliyorum ki Rabb'im senin hürmetine beni onlara göstermedi. Fakat yerimi niçin söyledin, hocalık hakkı yok mudur? dedi.
    Hazreti Habib mahcub bir şekilde:
    - Ey Üstadım! Sizi bulamamaları benim hürmetime değil, doğru söylediğimizdendir. Çünkü bilirsiniz ki, Doğruların yardımcısı Allah'tır. Eğer yalan söyleseydim, sizi de beni de götürürlerdi, dedi.

* * *

   Tevil yapmaya, bir zalimin elinden bir mazlumu kurtarmak için, yalan söylemeye ruhsatın olduğu yerler olsa bile, efdal olan, eğer Habib-i Acemi Hazretleri gibi bir teslimiyetiniz varsa, doğruyu söylemektir.


KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 149-150
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Zalim bir vali vardı. Bu vali bir gün adamlarını göndererek Hasan Basri Hazretleri&#8217;ni yakalatmak istedi. O da bir vakit ders verdiği Habib-i Acemi Hazretleri&#8217;nin kulübesine gelip saklandı. Valinin adamları geldi ve hışımla:<br />
    &#8211; Hasan Basri&#8217;yi (r.a.) gördün mü? diye sordular.<br />
    O gayet sakin:<br />
    &#8211; Evet, dedi.<br />
    &#8211; Nerede?<br />
    &#8211; İşte şu kulübemde&#8230;<br />
    Adamlar kulübeye daldı, fakat bir türlü Hasan Basri Hazretleri&#8217;ni bulamadılar. Dışarı çıkınca tehdit edip:<br />
    &#8211; Ya şeyh, niçin yalan söylüyorsun? dediler.<br />
    &#8211; Ben yalan söylemedim, dedi. Siz göremedinizse, benim suçum ne?<br />
    Tekrar girdi, aradı, fakat bulamadılar. Onlar gidince, Hasan Basri Hazretleri:<br />
    &#8211; Ey Habib! Biliyorum ki Rabb&#8217;im senin hürmetine beni onlara göstermedi. Fakat yerimi niçin söyledin, hocalık hakkı yok mudur? dedi.<br />
    Hazreti Habib mahcub bir şekilde:<br />
    &#8211; Ey Üstadım! Sizi bulamamaları benim hürmetime değil, doğru söylediğimizdendir. Çünkü bilirsiniz ki, Doğruların yardımcısı Allah&#8217;tır. Eğer yalan söyleseydim, sizi de beni de götürürlerdi, dedi.</p>
<p>* * *</p>
<p>   Tevil yapmaya, bir zalimin elinden bir mazlumu kurtarmak için, yalan söylemeye ruhsatın olduğu yerler olsa bile, efdal olan, eğer Habib-i Acemi Hazretleri gibi bir teslimiyetiniz varsa, doğruyu söylemektir.</p>
<p>KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 149-150<br />
<strong>Popüler Yazılar:</strong>
<ul class="popular-posts">
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/seni-seviyorum-4.html" rel="bookmark" title="25 Aralık 2009">SENİ SEVİYORUM</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
<li><a href="http://blitzmagazin.com/genel/sen-kirk-yilda-bir-gibisin.html" rel="bookmark" title="15 Şubat 2010">Sen Kırk Yılda Bir Gibisin.</a></li>
</ul>
<p><!-- popular Posts took 2.792 ms --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blitzmagazin.com/kissalar/dogruluk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
