İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, ABD’nin güneyinde yetiştirilen siyah pirinçten alınan lif örneklerini analiz eden bir grup bilim
adamı, ürüne rengini veren ve hücre yenileme, yani antioksidan özelliği kazandıran antosiyaninler açısından çok zengin olduğunu gözlemledi.

Louisiana Devlet Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmanın ekibindeki Doktor Zhimin Xu, sadece bir kaşık siyah pirinç kepeğinde dahi bir kaşık yabanmersinindekinden daha az şeker ama daha çok antosiyanin bulunduğunu söyledi. Doktor Zhimin Xu, bir zamanlar anavatanı olan Çin’de hükümdarların sofrasını süsleyen ve daha yeni yeni dünyadaki kullanımı yaygınlaşmaya başlayan siyah pirincin içerdiği lifler ve E vitamini açısından da zengin olduğunu belirtti.

Bilim adamları, bu ürünün, içerdiği zararlı molekülleri temizleyen antioksidanlar sayesinde damarların korunmasına yadımcı olabileceğinin ve kansere yol açan DNA bozulmasını önleyebileceğinin altını çizdi.

Kırklareli Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Gıda Teknolojileri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadık Uçar, yaptığı açıklamada, kızılcıktaki c vitaminin portakalın iki katı olduğunu söyledi.

Kızılcığın antioksidan içeriğinin portakala oranla daha yüksek olduğunu anlatan Uçar, “Kızılcığın ortalama C vitamini 100-120 miligram civarında. Portakalda ise ortalama 50-60 miligram civarında. Kızılcığın C vitamini oldukça yüksek. Antioksidan özelliği de C vitamininden kaynaklanıyor” dedi.

Yapılan araştırmada, insan ve fare tükürüğünde doğal olarak bulunan, morfin kadar etkili ağrı kesici özelliğe sahip “opiorfin” adlı molekülün depresyona karşı da etkili olabileceği ortaya kondu.
Opiorfin molekülünü 2006’da keşfeden Fransa’daki Pasteur Enstitüsü’nden Catherine Rougeot ve ekibi, genetiği insana yüzde 99 benzeyen fareler üzerinde deney yaparken buldukları molekülün bazı antidepresanlar kadar etkili olduğunu belirledi. Molekül üzerinde sürdürülen araştırmalarda, “opiorfin”in depresyona karşı etkili olabileceği de tespit edildi.

Kalp krizi riskinin, muhtemel krizden 6 ay önce hastanın saçlarından belirlenebileceği bildirildi.
Kanada’daki Western Ontario Üniversitesinden bilim adamlarının, bazı erkeklerin saçlarındaki stres hormonu kortizol seviyesini ölçerek yaptığı araştırma, kronik stresin kalp krizinin önemli bir tetikleyicisi olduğunu doğruladı.

Bilim adamları, bugüne dek kortizol seviyesinin idrar, kan ve tükürükten ölçüldüğünü belirterek, bu ölçümlerin, uzun vadedeki değil son saatlerdeki ya da günlerdeki stres düzeyini yansıttığını vurguladı.

Araştırmacılar, kalp krizi geçiren ve hastaneye kaldırılan 56 kişinin saç örneklerini, kalp krizi geçirmeyen 56 hasta ile karşılaştırdı. Kalp krizi geçirenlerde kortizol seviyesinin daha yüksek

Sağlık Bakanlığı Yunanistan’da 18 kişinin ölümüne yol açan Batı Nil virüsüne Türkiye’de de rastlandığını açıkladı.Sağlık Bakanlığı, Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye’de de rastlanıldığını açıkladı.

Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği’nden yapılanaçıklamada, “Batı Nil Virüsü enfeksiyonu vakalarına Türkiye’de de rastlanılmıştır” denildi. Konuyla ilgili olarak bugün Bilim Kurulu ve Bakanlık yetkililerinin katılacağı basın toplantısı yapılacak.

Hz. Ömer Efendimiz, bir gün Cuma namazına giderken yanından geçtiği bir evin damından üzerine kan damlar. O da üzerine kan damlayan oluğu söker, atar. Evine gider. Elbisesini değiştirip, tekrar yetişir. Namaz kıldırıp, hutbesini irad ettikten sonra, “Cemaat, mü’minlere eziyet ediyorsunuz!” diyerek hadiseyi anlatır ve “Ben de o oluğu söküp attım!” der. O, sözünü bitirir bitirmez, caminin içerisinde, “Ya Ömer, sen ne yaptın?” diye feryat eden bir ses duyulur. Bu sözü söyleyen, Hz. Ömer’in çok sevdiği arkadaşı, “Allah’ım! Bu peygamberin amcasının elidir, o el hürmetine bize yağmur ver!” dediği Hz. Abbas’tır. Ayağa kalkmıştır. “Ya Ömer! O dam benim damımdı. O oluğu da oraya Hz. Muhammed (s.a.v.) kendi elleri ile yerleştirmişti. Sen ne yaptın?” demektedir. Ömer Efendimiz’in de, “O koymuştu.” sözünü duyduğu anda, dizlerinin bağı çözülür ve adeta yıkılır. Der ki: “Ya Abbas, ben gidip o damın dibinde başımı yere koyacağım ve sen de benim başıma basarak o oluğu tekrar yerine koyacaksın. Sen o oluğu yerine koymadan ben bu başımı yerden kaldıramam.” Ve paslı oluk yerine konur.

* * *

Hz. Muhammed (sav.) ashabı içerisinde bu denli seviliyor, geride bıraktığı asarına karşı bu denli saygı duyuluyordu. Onlar bize böyle bir sevgiyi ders verirken, Onun eliyle yerleştirdiği paslı oluğun yerinden kaldırılması gibi bir meselede bile, İran’lıyı ve Bizanslıyı dize getiren Hz. Ömer yerlere yıkılırken, bizler Efendimiz’in sinelerden sökülmesi, ahlakının unutturulması karşısında aynı hassasiyetin yüzde birini gösterememekteyiz. O ufku yakaladığımız gün, dünyada da ukbada da aynı izzete ereceğiz demektir.

KAYNAK: AKAR, Mehmet; Mesel Denizi, Nil Yayınları, İstanbul 2001, s. 28-29


Online Sayaç